Salih Erman

Salih Erman
@serma
6 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı

Salih Erman

, bir kitap okudu
Puan vermedi·326 syf.·
2024 5. kitabı
Johann Wolfgang Von Goethe
8.2/10 · 16,8bin okunma
Reklam
Doğalarında sebat etmek yoktu. Yaşamaktan anladıkları şey hızlı tüketmek ve hızla tükenmekten ibaretti. Yürekleri ve zihinleri, yalancı tanrıların aslında memnuniyetle kabul edeceği türden büyük tahayyül ve yaratıcı tasavvura muktedir olmasına rağmen onlardan beklenen sürüngen gibi debelenmekten ötesi hiç olmadı. Zira bir noktaya kadar kazançlı denebilecek böyle bir sömürünün geleceği aydınlanmaya evrileceğinden tanrıların işine gelmezdi. Birkaç yüz binlik tarihlerindeki en devrimci, en isyankar zamanlarında bile onları bu yansıma ve yanılsamaya hapsedip evrene saçtıkları titreşimle beslenip büyüyen tanrıları rahatsız etmediler. Hatta tam tersine onların ayıkmaya adım atmasını, ayıkmaya adım atmayı düşünmeleri bile simülasyonun efendileri tarafından coşkuyla karşılandı. Çünkü hakikat onlara o kadar uzak konumlanmıştı ki içinde oldukları şeyin bir bataklık olduğunu fark edip çırpınmaları yalnızca daha derine itilmelerine vesile oldu. Yüz binlerce yıl dürtülerinin esiri olarak yarı maymun yarı insan biçiminde yaşayıp yükselttikleri en ilkel hislerin frekansıyla güçlendirdikleri ve hatta belki de yarattıkları aşk, korku, savaş, dere, tepe, taş, falan feşmekan tanrılarından kurtulmak için en doğru biçimde kombinasyonlanmış insan öncesi türlerin bir melezi olarak bilmem kaçıncı denemenin sonunda aralarındaki en yetenekli, en akıllı, en atletik, en çekici çocuğa Adem adını verdiklerinde gerçeğin kapısını araladıklarını sandılar ama tüm o irili ufaklı tanrıların başına Allah’ı getirdiklerinin farkına çok geç vardılar. Durumu lehlerine çevirmek için çabalayanlar o süper galaktik ve gelmişe de geçmişe de sınırsız bir hızla ulaşıp işgal eden Allah’ın gücüne güç kattı. Nuh, İbrahim, Musa, İsa, Muhammed... her yeni öğreti insanı bu yanılmanın daha derinine sapladı. Aristotales,
Evvela çocukları izledi Veli Demir. Beyin kıvrımları yeteri kadar gelişmediği için düşünceden ve hatta hislerden bile fazlasıyla uzak davranışlar sergileyen bu patates kafalı yaratıklar insanın bozuk doğasının gözlemlendiği ilk duraklardı. Hayır, aptalca oyunlar oynamaları veya sağa sola koşturmalarını kastetmiyordu. Arzulamanın en ilkel halini büyük bir samimiyetle sergilemelerinden bahsediyordu. Çocuklar savunmasız bir bebek olarak değil de onlara hazırlanan süslü püslü odalardan birer yetişkin olarak çıkıp hayatlarına başlasalardı büyük ihtimalle anne ve babalarını henüz iki günlükken katledip kendilerini sokağa vurur ve önce tecavüze sonra da yamyamlığa başlardı. Dramatik olan onları bu hale getiren ne aile, ne çağ, ne de moderniteydi... Bu düpedüz aşırı kabiliyetli bir hayvan olmanın sonucuydu ve evrimsel açıdan önüne geçilebilecek bir eşik bulunmasına rağmen doğaüstü güç böyle olmasını istediği için yahut böyle olması onun da işine geldiği için insanoğlunu başıboş bırakmıştı. Birbiriyle kumda oyuncak kürek, kova ve tırmıkla oynarken bile bu basit plastik şeylere sahip olma, ondan daha iyi oynamayı bilen yaşıtını kıskanma, kendince derli toplu ilerleyen oyunu hasetten dağıtma ve daha nice hastalıklı eğilimi gösteren bu çocuklar büyüyüp para ve şehvet gibi henüz görece uzak konumlandıkları realiteyle tanışıp onlardan önceki nesilden aldıkları dünyayı daha berbat ederek haleflerine bırakacak ve bu döngü sonsuza dek devam edecekti. Geçmişte onu yola getirmek için dinler kurulmuş, felsefe okulları ve ekolleri geliştirilmiş, gizemli tarikatler gayriresmi savaşlar başlatmış ama onun köhne düzeni yıkılmak bir kenara şöyle bir ırgalanmamıştı bile. Zira insanlık bütünüyle boka batmıştı. Onu var eden güç sanıldığı gibi bilinçli bir yaradan olmadığı için özünde bulabileceği
...kesin olan şey şu ki ilahi ya da insani, tahrif olmuş ya da olmamış hiç mühim değil... Eğer bir şey yeteri miktarda zihni meşgul ediyorsa, kozmosun bir taraflarında o şeyin mutlaka bir karşılığı vardı. Ve hatta belki de insanın yaratılış maksadı buydu. Çünkü hayvanlar ile bitkilerin tahayyül ve tasavvur ederek var ettikleri çok basit şeylerdi. Çoğunluğun Allah diye andığı varlık daha detaylı bilmek ve bilinmek için evrimi insana doğru kırdı. Neticede evren hiç durmaksızın genişliyorsa hızını insanın ama iyi ama kötü düşünebilmesi ve çoğu zaman dev bir yanılgının ortasında bulunsa bile bir zihne sahip olmasına borçluydu.
Reklam