Küçük bir çakıl taşını gözümüze yakın tuttuğumuzda küçüklüğüne rağmen bütün dış dünyayı bize kapatır. En yakınımızdaki insanlarla imtihan edilmek de gönül ve ruh dünyamızı tamamen işgal eder, bizi başka şey düşünemeyecek vaziyete getirir.
Yazarın kırk yıllık eşinin ölümünden sonra onu anmak, ilişkilerini yad etmek etmek için yazdığı bir kitap. Ansızın gelen bir ölüm bu. O sebeple geride kalmışlık, terk edilmişlik hissi yoğun. Eşinin geride bıraktığı eşyaları, yarım kalan projeleri, geçmişte yaşanan mutlu günler, elinin değdiği bahçesi hepsi yazarın kaleminden dökülüyor. Belirli bir sıra izlemeden, bölük pörçük, her yas anlatısında olduğu gibi, olağan haliyle...
Yazarın kimi yerlerde çok zorlanıp şu mantrayı söylediğini görüyoruz: "Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım."
DulJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20256,6bin okunma
Öyle nimetler ve mutluluklar vardır ki onlara ancak bazı acılar sonrasında erişilmesi mümkün kılınmıştır. Kader, o nimetleri nasip etmek için bazen ortada taş üstünde taş bırakmaz.
Kader, kimi zaman farklı bir cilveyle yansıyıp hasta olan seni doktor, doktor olan bir başkasını da hasta rolünde tutar fakat asıl tedavi edilen sensindir.