“ Herkes ölünce ardında bir şeyler bırakmalı” derdi dedem. Bir çocuk, bir kitap, bir tablo, inşa edilmiş bir ev veya duvar, yapılmış bir çift ayakkabı. Veya ekilmiş bir bahçe. Elinin bir şekilde dokunduğu bir şey, öldüğünde ruhunun gideceği bir yer olsun diye; böylece insanlar ektiğin o ağaca veya çiçeğe baktığında, sen orada olursun.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
…and what can I do if your image always stands before my eyes day and night? What can I do if your love stays like a pin in my heart? Come, tell me, what hard and difficult thing can I do to get free from this disgusting and miserable condition? All my thoughts, desires, and dreams are no longer my own. But they belong to some demon. This demon is holding me in his strong hands. I can’t get out. I am imprisoned there.