Temel tespitleri ve önerileri güzel ama, lakin ve dahi fakat dikkat çektiği noktaları açıklamak için anlatılan hikayeler gereksiz ve eski. Eski çağlardaki köle ve efendi hikayelerine çok sık başvuruluyor. Daha güncel siyasi örnekler verilebilirdi diye düşünüyorum. Siyasi figürlerin, politik aktörlerin düşünce yapısını anlamak için, ne kadar çirkinleşebileceklerini kestirebilmek için okunabilir. "Siyaset yalan söyleme sanatıdır" sözünün altını dolduran bir eser kısacası.
Yüz şeklinden karakter tahlili yapmasıyla meşhur olmuş bir eser. Yüzü geniş olanın huyu şöyledir gibisine tespitleri var ki pratikte pek karşılığı yok. Yüzü yuvarlak olan cömert, gözleri mavi olan cimridir gibi tespitler var ki aynı anda hem yüzü yuvarlak hem de gözleri mavi ise cömert mi cimri mi şeklinde çelişkiler mevcut.
Abartmamak gerek.
Bölüm bölüm sohbet şeklinde kaleme alınmış, hadis ve ayetlerle, kıssalarla desteklenmiş nasihatlerden oluşuyor. Tasavvuftan ziyade temel dini konular işlenmiş.
Döneminin popüler felsefi akımlarını inceleyip/çürütüp en iyi yolun sufilerin yolu olduğunu anlatan bir eser. Devlet adamlarıyla, felsefecilerle vs. her zümreden insanlarla oturup kalktığını yine de en güzel yolun tasavvuf yolu olduğunu anlatıyor ki dönemin siyasi durumu da göz önüne alınırsa siyasi yönü de olan bir eser.
Şimdi'nin herhangi bir gücü yoktur. İnsan geçmişte edindiği deneyimlerle, bilgilerke şimdiyi algılar. Geçmiş hala geçmemiştir. Geçmişte yaptıklarımız biriktirdiklerimiz şimdinin niteliğini belirler. Kitapta bahsedilen şimdinin tek başına herhangi bir gücü olduğunu düşünmüyorum. Pratik uygulaması pek mümkün olmayan olsa bile faydalı olan bir öğreti.