Varlığımla kimseye mutluluk vermemiş, kimsenin varlığından mutluluk duymamıştım. Yanlış yerde olduğum kesindi. Üstelik uzun yolculuklarım bana aslında gideceğim pek bir yer olmadığını da göstermişti.
İnsan, hayatın külliyen yalan, ölümün her dem pusuda olduğunu genç yaşta görünce, ya gel geç heyecanlara düşüyor ya da kendini yaşamak coşkusuna büsbütün kapatıyor.
İşte birileri bana birtakım sıfatlar yüklemeye başladı diye geçirdim içimden. Aklı başındaymış. Tamam, ben de onun derinlikli biri olduğunu düşünüyordum, ama kolunu söyleyip elini kolunu bağlamıyor, onu derinlikli biriymiş gibi davranmak zorunda bırakmıyordum. Aslına bakılırsa istesem de bunu yapamazdım. Dışarıdan nasıl göründüğü Rıdvan'ın en son düşüneceği şeylerden biri olduğu için, benim onu gördüğüm gibi davranmaya çalışmak zorunda hissetmezdi kendi.