Birilerini konuşturmak, fotoğraflarını çekip sonra da çekmecelerde unutmak gibidir. Fotoğrafı çekilen öyle ya da böyle bir gün kendisine geleceğini, verileceğini düşünür, umar. Oysa çeken, o ömürden çaldığı anları çekmecesine kilitleyip oracıkta unutacaktır.
Kendimi yabanıl bir ot gibi hissettim. Oysa mezarlıklarda bile istenmezdi, yolunurdu o otlar. Ne ölünün ne dirinin yanında tutunabilirlerdi. Küçükken kaçtığım sorulara hasret mi kalacağım yoksa diye geçirdim içimden o gün. Artık kimse benimle ilgili bir şey sormuyor, öğrenmek istemiyordu. Kimse varlığımı önemsemiyordu. Varlığımı, kendi varlığını yüceltmek için kullanmak bile istemiyordu kimse.
Cenazeye doğru dürüst tanımadığım uzak akrabalar ve komşulardan başka kimse katılmadı. O zaman babaannemin benim dışımda bir hayat kurmamış olduğunu fark ettim.
Yokluğun birilerinin varlığına tesir etmesi gerekir. Etmiyorsa, kimse için önemli olmamışsın, kimsenin hayatında boşluğu hissedilecek bir yer dolduramamışsın demektir bu.