Roman Nazan Bekiroğlu’n un anneannesi Zehra ve dedesi Setterhan’ın hikayesi çerçevesinde geçerken Pers kültüründen alıntılarla dolu bir hikaye, Kitabın bıraktığı lezzet; Itri’yi Sezen Aksu’dan dinlemeye benziyor. Gönül ister ki bunları kaynağından okumak ve derin derin konuşmak.
Bugune kadar önceliklerimiz arasında Batı edebiyatı (İngiliz Amerikan Fransız Alman) ( Rus edebiyatı) olması nedeniyle Pers Kültürü/İran Edebiyatı hiç yönelmediğimiz bir mecra.
Ne yazıkki ? Süzülerek gelen Kadim kültüre Pers kültürüne bir pencere açması açısından önce kendime kızıyor sonra da Nazan Bekiroğlu’na tesekkur ediyorum.(Eksiğimi Bekiroğlu ile kapamayalım)
***
DÖNEM VE SİYASİ DURUM: 1912- 1918 .. Balkan Harbi –Bolşevik devrimi- 1. Dünya savaşı-
YER:
*Balkan harbinin Trabzon’u, Istanbul’u
*1 . dunya savaşı ve Bolşevik devriminin Azerbeycan /Bakü’sü ve İran/Tebriz ‘i ve etkileri
***
Kitapta olumlu olumsuz etkileyen paylaşımlarımı derlersem;
1)Bekiroğlu’nun anlatımı fotoğraflardan hikaye ye geçişlerle yapılıyor. Bu anlatım biçiminim ilkleri Susan Sontag’dır. Bekiroğlu’na inceden bir eleştiri ile twit attım ancak henüz yanıt alamadım. Alırsam paylaşacağım sizlerle.
Hikaye Trabzonda anneannenin evinde başlarken mitolojik öykü Prenses Kassandra ile giriş yapmış inanın çok havada kalmış.Niye Kassandra benzetmesi yapmış anlamadım.
Kassandra ile yazar Bekiroğlu yaşanmış tarihi biliyor tek ortaklığı bu. Ancak Kassandra’nın aldığı ceza ile acısını roman ile ilişkisi yok.
Kasandranın acısı: Troyalıların sonunun ne olacağını ayan beyan görmesi ancak engel olamaması onları inandıramaması
Biraz zorlarsak Balkan harbine gidenlerin savaşı kaybedeceklerini bilmesi -gitmemelerini söyleyememesi diyebiliriz
Kasandra ve Bekiroğlu’nun iki acıda birbirinden farkli...
•2)Romandaki tarihi