“Taştan fışkıran bir pınar ol, suyu tutan bir kuyu olma.” Bu sözlerin doğruluğuna inanmamıştım o zaman. Çünkü taşmak tehlikeliydi, taşan suyun sevdiklerimizin bulunduğu alanı basma olasılığı vardı, onları sevgi ve coşkumuzla boğabilirdik. Hayatım boyunca, iç duvarlarımın sınırlarını aşmayan bir sarnıç olmaya çabaladım. Derken, hiçbir zaman anlamadığım be anlayamayacağım bir nedenle panik ataklarına tutulmaya başladım. Olmamak için onca çaba harcadığım tipte bir insan oldum: fışkıran, yatağından taşan, her yanı sulara sellere boğan bir pınar.