Yaşlılık, hapsoluş, geçmiş, eşcinsellik, ölüm ve çirkinlik. Hepsini tek bir hikâye ve mekânda ele alan harika bir kitap. Olvida'nın gitgide delirişine tanık oluyorsunuz. Yer yer "Bir Rüya İçin Ağıt" filmindeki Sara'yı hatırlatttı bana. Olvida delirdikçe bir gerilim hattı oluşuyor, her sayfada akıma kapılıyorsunuz ara ara ufak esler veriyor ve bu esler karıncalar hakkında birtakım bilgileri içeriyor. Bedenin bir gün karıncaların yuvasına dönüşeceği gerekçesiyle... "Hızlandıkça Azalıyorum" kitabına benzetmiştim ama daha iyi ve sarsıcı buldum. Yazarın yaşlılık korkusu, güzel bir kitabın doğmasın vesile olmuş. Çevirmenin de hakkını vermeden geçmeyeyim, sürükleyiciliği korumuş. Yayınevi henüz iki girişimci tarafından İzmir'de faaliyetine başlamasına karşın iyi kitaplar çevireceklerini düşünüyorum.
Erkekler söz konusu olduğunda şefkatleri farklı kıstaslarla ölçülür.
Bir erkek normalde yapmadığı bir şeyi yaptığında, örneğin kızını okuldan almaya gittiğinde ya da yatağı topladığında çok ama çok önemli bir şey yapmış gibi görülür. Bir erkek, birisine sarıldığında ya da ağladığında ne kadar duyarlı bir adam diye düşünürüz. Bir erkek kayıtsız kalmak yerine kendisiyle doğrudan ilgisi olmayan konulara kafa yorarsa o erkek düzgün, empatik, iyi bir insan olur.
Kadınlar olarak beğenilmeye her zaman ihtiyaç duymuşuzdur. Bize bunu öğretiyorlar. Buna ihtiyaç duymayı öğretiyorlar. Hem de her şeyden daha çok. Üstelik bu konuda yalnızca erkekler değil, kadınlar da çok ustadır çünkü onlar da önceden öğretmiştir aynı şeyleri. Tehlikeli olan tam da budur. Kadınlar bunu farkında olmadan öğretirler, erkeklere hoş görünme arzusu genetik bir mirasmış gibi. On üç yaşımıza geldiğimizde öğretirler, allık buraya sürülür, derler. Ruj sürmek için dudaklarını şöyle aç, görüyor musun? Bu rimel, sürerken sakın abartma. İyi makyajın sırrı makyaj yaptığının belli olmamasıdır. Böyle görünürsen asla sevgili bulamazsın, derler. Dünkü akşam yemeğini hafif bir kahvaltıyla telafi etmeni öğütlerler. Bu elbiseyle çok güzelsin! İşte şimdi oldu! Bacaklarındaki şu tüyleri alman lazım yalnız, değil mi? derler. Artık sevgilin var mı? diye sorarlar. Biraz daha cilveli olmalısın, erkekler bundan hoşlanır; derler. Bazen hiçbir şey söylemeseler de kendileri o makyajı yapar, o kıyafetten kaçınır, dünkü yemeği telafi eder, o elbiseyi giyer, bacak tüylerini alır, cilveli olmaya çalışırlar ve sonra kimse seni bir gram umursamaz.
Utançtan korkmamak gerekir. Bir çeşit araçtır o. Öylesine yapışkandır ki onunla anılarını bile sabitleyebilirsin. Anıyı hafızaya çakar, yer ettirir. Hayatın utanç duyulan anları asla unutulmaz. Ne hatırlıyorsam utancım sayesinde hatırlıyorum.