Eğer başka bir yer canlılarla doluysa önemimiz büyük oranda azalırdı. Dolayısıyla, bu iddia sadece hayatlarımızın büyük kozmik önemi olabileceği ihtimalini göstermek için öne sürülmüş. İronik olarak Dr. Kahane'nin savına göre hayatlarımızın böyle bir önemi olabilmesinin tek koşulu Tanrının var olmaması çünkü Tanrı var olsaydı, kozmostaki önemimiz Tanrının öneminin gölgesinde kalırdı.
Fakat doğanın hiçbir hedefi yoktur. Amaçsız bir şekilde ilerleyen kör bir süreçtir. Varlığımızı amaç edinmediği gibi, onu hiçbir hedef için de kullanmaz.
İnsanlar hayatlarının bir anlamı olup olmadığını merak ettikleri zaman (sadece) genetik materyal kopyalamak için bir mekanizma olduklarını duymak onları yatıştırmayacaktır. Tam da böyle düşünceler insanları hayatın anlamını aramaya itiyor. İnsanların kozmik amaçlarının genetik kopyalama olması, tavuğun amacının yumurtanın başka bir yumurta yapması olması kadar absürt.
(İnsan olmayan) hayvanın çaresizliği özellikle açıklayıcı. İnsanlar, milyarlarca hayvanın, bazen yırtıcılar tarafından, çoğunlukla da canlı canlı yenmesi gibi korkunç bir manzarayla karşılaştıklarında genelde o hayatlara kozmik bir anlam yükleme teşebbüsünde bulunmuyorlar. Gerçekten de alışılagelmiş tektanrıcı cevap, hayvanların varlık amaçlarının (ya da en azından o amaçlardan birinin) besin zincirinde daha yukarıda olanlar tarafından yenilmek olduğu. Bunu iyiliksever olduğu iddia edilen, pek tabii ki diğerlerini hayatta tutmak için her gün milyarlarca canlının ölmek zorunda olmadığı bir dünya yaratabilecek bir Tanrının varlığıyla bağdaştırmak zor. Eğer ki iyiliksever Tanrının bazı hayvanları diğer hayvanlar için besin kaynağı olarak yarattığını düşünecek olursak, Tanrının insanlara tatmin edici bir amaç bahşetmiş olduğu fikrine dair güvenimiz sarsılabilir.