Bazen de hayatın daha mutlu olabileceğini ve Vronskiy'i ne büyük acılarla sevip ondan nefret ettiğini, yüreğinin ne korkunç çarpıntılar içinde olduğunu düşünüyordu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayat tarafından birbirimizden ayrılıyoruz, ben onu mutsuz ediyorum, o da beni. Ne onu, ne de beni değiştirmek mümkün değil. Bütün denemeler yapıldı, vida yerinden çıktı
"Benim sevgim gitgide daha tutkulu ve bencil bir sevgiye dönüşüyor, onunki ise gün geçtikçe sönüyor ve bu yüzden uzaklaşıyoruz birbirimizden. Buna bir çare bulmak da olanaksız. Benim her şeyim o ve onun giderek daha fazla kendini bana vermesini istiyorum. Oysa onun gitgide daha fazla istediği şey ise benden uzaklaşmak. İlişkimiz başlamadan önce birbirimize doğru yürüyorduk, sonrasında ise karşı konulmaz bir şekilde farklı yönlere gidiyoruz. Ve bu durumu değiştirmek mümkün değil. Bana anlamsız bir kıskançlığım olduğunu söylüyor; ama doğru değil bu. Ben kıskanç değilim, mutsuzum. Ama... Keşke sadece onun okşamalarını tutkuyla seven bir metresten başka bir şey olabilseydim; ama olamıyorum ve başka bir şey olmak da istemiyorum. Bu isteğimle de onda tiksinti yaratıyorum, o da bende öfke. Başka türlü olamaz.
...
Beni sevmeden, görev olarak bana karşı iyi davranacak, şefkat gösterecekse bu, benim istediğim şey olamaz, üstelik bana öfkelenmesinden bin kat daha kötüdür! Cehennem demektir! Ama şu anda olan da bu işte! Çoktandır beni sevmiyor. Aşkın bittiği yerde ise nefret başlar.
"Onu bırakıp gitsem için için sevinecektir."
Bu bir tahmin değildi, Anna yaşamın ve insan ilişkilerinin anlamını önünde açığa çıkarmış olan keskin ışıkta bunu açıkça görüyordu.
"Bende aradığı neydi? Aşktan çok kendini beğenmişlik duygularını tatmin etmek." İlişkilerinin ilk zamanlarında söylediği sözleri, uysal bir av köpeğini andıran yüz ifadesini anımsadı. Şimdi her şey bunu kanıtlıyordu. "Evet, kibirli bir başarının gururu vardı. Elbette aşk da vardı, ama başarı gururunun payı daha büyüktü. Benimle övünüyordu. Şimdi bu da geçti. Gurur duyacağı bir şey kalmadı. Gurur duyacak değil, utanacak bir şey var artık. Benden alabileceği her şeyi aldı, onun için artık gerekli değilim. Benden sıkıldı ve bana karşı onursuz davranmamaya çalışıyor. Dün benim boşanmamı ve evlenmeyi, kendi gemilerini yakmak için istediğini ağzından kaçırdı. Beni seviyor, ama nasıl? The zest is gone. (Tadı kaçtı.)