Sevda

Sevda
@sevdaca34
Bu iş çok zor yonca..
“Bırakın yabancıları“ dedim, “annenizin bile neyi nereye kadar söylediğini bilemezsiniz. Kimse kimseyi bilemez. Çünkü herkesin anlattıklarının bir kısmı kurgudur, kiminde daha az, kiminde daha çok.“
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
……… İstanbul’un basın, reklam, ticaret çevrelerinin tanınan erkekleri ve kadınlarıydılar. Oldukça sığ, rekabetçi, birbirinden nefret eden ama çok severmiş gibi görünen, gürültücü, can sıkıcı insanlar.
Zaten insanın kaderini bilmesinden daha korkunç ne olabilir? Herkes öleceği günü saati bilseydi, geriye sayım ne kadar zor olurdu, düşünsenize. Geçen her dakikayı bir tabut çivisi gibi algılamaz mıydık? Açıkça yanıt vermek bile insanı ürkütüyor, değil mi? Hele genç ölümler için…
“Ahmet Aslan sizsiniz değil mi?” Diye sordu. “Hayır!“ Dedim. Şaşaladı. “Ama nasıl olur? Bu evde siz oturmuyor musunuz?” “Oturuyorum.” “Eee, adınız Ahmet Aslan o zaman!“ “Hayır, değil. “ “Peki nedir?” “Ahmet Arslan!“ Kızın şaşkınlığı iyice arttı. “İyi ya, ben de öyle söylüyorum. “ “Hayır , söylemiyorsunuz, Ahmet Aslan diyorsunuz, oysa benim adım Ahmet Arslan.“ “Yani bir tek R harfi eksik diye mi o ben değilim diyorsunuz? “ “Evet! “ “Çok tuhaf biri olmalısınız. “ “Hayır, değilim“ dedim soğuk bir tavırla. “ Tek harflerin nelere yol açabileceğini bir bilseniz..... Neyse, niye arıyorsunuz beni? “
İnsanlık tarihi boyunca milyarlarca kişi “normal“ denilen şekilde yaşlanıp ölmemiş, öldürülmüş.