Puan vermedi
Merhabaalar, Dokuz Yayınları'nın sevdiğim bir serisi ile geldim. Yasaklanmış Masallar serisi, çocukluğumuzda içimizi kıpır kıpır eden masalların, içimizi ürperten karanlık bir versiyona dönüştüğü bir seri. Herkese hitap etmeyebilir lakin korku, gerilim sevenlerin şans vermesi gereken bir seri olduğunu düşünüyorum. Bugün de sizlere Güzel ve Çirkin kitabı ile geldim. Bu arada seri diyorum ama kitaplar birbirinden bağımsız, her kitapta ayrı bir karanlık versiyon okuyoruz. Richard adlı bir adam var, camiada Timsah olarak tanınıyor. Kendisini öyle sakin birisi olarak düşünmeyin seri k@til. Öyle ki Hannibal yanında getir götürünü yapar bunun öyle pis birisi. Hapishanede olsa bile dillerden düşmeyen bir psikopat. Bu karakter benim canımı valla çok sıktı. Bu karakterden daha fazla canımı sıkan karakter ise diğer ana karakterimiz Rose. Bu psikopata hapishanede mektup yazıyor. Siz de benim gibi sinirlendiniz değil mi? Ne münasebet de böyle bir işkenceci, sapkın adama mektup yazıyorsun? Aşırı sinirlendim. Her neyse kitabın devamı ters köşelerle dolu. Güzel ve Çirkin masalının iki çirkiniyle kitabı kurgulamış yazar. Rose ve Timsah'ın saplantılı tuhaf bir ilişkisi olacak. Kitabı okurken bazen durup ben ne okuyorum dedim. Öyle sahneler var ki kanım dondu. Dediğim gibi korku okumayı sevenler daha çok sevecektir. Yazarın kalemi gerçekten akıcı ama olayların yoğunluğundan bazen durup nefes aldım diyebilirim. Sindirmem gereken sahneler vardı. İnsanlığın bu kadar karanlıklaşabilmesi ve tabiri caizenin de ötesinde canavarlaşabilmesi beni şok etti. E o zaman niye okudun dediğinizi duyar gibiyim. Bir yandan da korku okumak hoşuma gidiyor. O gerilim hissini yakalamak güzeldi. Tekrardan uyarımı yapmak istiyorum. Yetişkinlere yönelik bir kitaptır.
Güzel ve ÇirkinSimon Rousseau · 240 · 202617 okunma
9/10
·328 syf.··
2026 64. kitabı
Dünyasını, karakterlerini, mizahını, gizemini, gerilimini, süprizlerini ama en çok ana karakterini sevdiğim bir serinin daha sonuna yüzümde koca bir tebessümle gelmiş bulunmaktayım. O kadar kolay okunan, akan, güldüren, eğlendiren ve hissettiren bir seriydi ki, tek kelimeyle bayıldım. Alli karakteri artık kesinlikle en sevdiğim karakterler arasında yerini aldı. Kurgunun hiç bir önemi olmadan fedakar, tatlı, şapsal, komik, arsız, cesur, aptal ve seven Alli nin tüm maceralarını sonsuza kadar okuyabilirim galiba. Tabi ki yanında da muhteşem tatlı, ponçiklerin kraliçesi, en iyi dostu Cinth ve ruhunun diğer yarısı olan Faolan da olmak koşuluyla. Seride bir diğer bayıldığım ve çok güldüğüm karakter de küfürbaz, huysuz at adam kara kelpiydi. Her sahnesinde çok eğlendim ya.:)) Kötüyü yenmekle ilgili kapışmalar çok tekrarlansa da kitabın anlatımı ve akışı o kadar iyiydi ki, hiçbir şeyi sorgulamadan önüme ne çıkarsa okudum da okudum.:)) Velhasılı, anlaşılacağı üzere seriyi çok çok sevdim, kesin tavsiyemdir. Allicim you are the best honey ;)
1000Kitap
Yapraklar ve Buz TacıShannon Mayer · Ren Kitap · 20263 okunma
Reklam
Her piyon birgün vezir olabilir.
9/10
·83 syf.··
2026 81. kitabı
Stefan Zweig’in Satranç adlı kısa romanı, sayfa sayısına aldanılmaması gereken eserlerden biri. Kitap ilk olarak satranç oynamayı sevdiğim için dikkatimi çekmişti. Ancak okudukça satrançtan çok insan psikolojisi, yalnızlık, baskı ve zihnin sınırları üzerine derin bir anlatı sunduğunu gördüm. Kitabın merkezinde dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic ile Nazi baskısı altında uzun süre tecrit edilen Dr. B. bulunuyor. Zweig burada satrançtan çok insan zihnini anlatıyor. Sonuç olarak Satranç, satranç sevenlerin değil, insan psikolojisini merak eden herkesin okuyabileceği bir eser. Kısa sürede biten ama bittikten sonra uzun süre düşündüren kitaplardan biri.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,4bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 23:57
Oduncular okurken hikayenin içine çok girmediğimi hissettiğim ama bitirdikten sonra elime alınca aslında zihnimde yer ettiğini fark ettiğim bir kitap oldu. İlk kez Roy Jacobsen okudum. Başlayınca bir savaş anlatısı okuyacağımı sanmıştım ancak klasik bir savaş anlatısına pek uymuyor Oduncular. İkinci Dünya Savaşı sırasında Sovyetler yaklaşırken ve Fin kuvvetleri çekilirken sınırdaki Suomussalmi kasabasının Fin kuvvetleri tarafından yakılıp boşaltılması ile başlıyor. Tüm kasabalılar evlerini terk ederken kasabadan ayrılmayı reddeden oduncu Timmo kasabada kalıyor sadece. Savaşın ortasında geçmesine rağmen ne kahramanlık ne de savaş mücadelesi anlatıyor tam olarak. Savaşın ortasında kalmış sıradan bir insanın yaşadığı yere, yaşantısına bağlılığının, soğukla ve açlıkla mücadelesinin, ahlaki ve vicdani duruşunun ön planda olduğu bir roman daha çok. Kitap boyunca karın, soğuğun, sessizliğin derinden hissedildiği bir atmosfer hakim. Kuzey ülkelerinin edebiyatında en sevdiğim şeylerden birisi. Okurken baştaki beklentilerim nedeniyle belki bir süre kitapla bağ kuramadığımı hissettiğim ama bitirince fena bulmadığıma karar verdiğim, aklımda yer ettiğini fark ettiğim bir kitap oldu. Başka Roy Jacobsen kitapları okuma konusunda merak uyandırıcı oldu benim için. Geçen ay okuduğum ikinci Deniz Canefe çevirisi ayrıca bu kitap.
OduncularRoy Jacobsen · Yapı Kredi Yayınları · 2020185 okunma
Hikayeden çok okuma hissini sevdim
8/10
·388 syf.··
2026 54. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 21:12
Rönesans İtalya’sında geçen ve gerçek tarihi olaydan esinlenilmiş bir roman. Okurken sonunun nereye varacağını az çok biliyorsunuz ama buna rağmen merak duygusu azalmıyor. Sürekli “peki şimdi ne olacak?” diyerek sayfaları çevirdim. Lucrezia’nın hikayesini ve evliliğini okurken bir yandan da dönemin saray yaşamını, geleneklerini, kıyafetlerini ve atmosferini görmek hoşuma gitti. En sevdiğim yanı hikayeyi değil kitabın kendisini okumaktan keyif almam oldu. Bazı kitaplar vardır, sizi dünyasının içine çekip okumayı başlı başına zevkli hale getirir, bu kitap bende tam olarak o hissi yarattı. Tarihi kurgu sevenler için hem dönemi tanıtan hem de akıcı anlatımıyla keyifli okunan bir kitap. İlgilisine keyifli okumalar dilerim :) Küçük bir dipnot: Alfonso karakteri yüzyıllar geçse de erkekler konusunda "hiç mi değişmezsiniz" dedirtti :)
Evlilik PortresiMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20231,502 okunma
Her şey sınıfsaldır..
Puan vermedi·72 syf.··
2026 49. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 17:24
Babasıyla olan anıları, onun/onların yaşantısından hareketle "Her şey sınıfsaldır" ifadesinin güzel bir anlatımı olmuş bu metin. Dilini ve sadeliğini sevdiğim bu yazar yine toplumsal inşaların, sınıfsal farklara ki bunun da ekonomik temellere dayanması üzerine düşünme alanı açıyor. Babasına duyduğu içsel bağ ama o mesafeli duruşla geleneksel işçi sınıfı baba ve kız ilişkisini güzel yansıtmış. Kalemine sağlık..
Babamın YeriAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20223,913 okunma
Reklam
Reklam