Bağlar bir aile hikayesi. İki çocuk annesi bir kadın, Vanda’nın başka bir kadın için terk edildikten sonra eşi Aldo’ya yazdığı öfkeli mektuplarla başlıyor. Tam olarak kronolojik olarak devam etmeyen bu hikayede üç bölümde perspektif değişiyor ve ailenin yıllara yayılıp günümüze gelen hikayesi tamamlanıyor. İlk bölümü okuyunca hem kadın karakteri hem de ayrılık hikayesini çok yüzeysel bulmuş ve bir sonraki bölümde de erkek karakter gözünden benzer şekilde ilerleyecek sanmıştım ancak öyle olmadı. Sonraki iki bölümde aynı çizgide ilerlemeyen bir anlatıyla, zamanda ileri geri gidişlerle, aynı olayı farklı gözlerden görmekle hem karakterler hem de ailenin hikayesi çok boyutlu hale gelmeye başladı, derinlik kazandı. Yine de ortada insanı çok hoşnut eden bir kadın karakter yok (hatta tüm aile üyeleri bir şekilde hoşnut etmiyor) ama tam da böyle idealleştirilmemiş karakterler üzerinden evlilik kurumu, kadın ve erkeğin evlilikteki rolleri, beklentileri, sorumlulukları çok iyi işlenmiş şöyle bir bakınca.
Yazarın akıcı dilini, dümdüz aynı çizgide ilerlemeden sayfaları çevirdikçe hem olayları hem karakterlerin ruh hallerini şekle sokan anlatımını çok beğendim.
Yazardan ziyade uzun zamandır radarımda olan yayıneviydi aslında bir süredir. Yüz kitap merak ettiğim bir yayıneviydi, özellikle bazı öykü kitapları sürekli gözüme takılıyordu
kitaplıkta ama tanışmak bu romana kısmetmiş. Baskı kalitesi çok iyi, okuduğum tek kitabına bakarak seçimleri de şimdilik beni çok memnun etti. Öykü kitaplarına da mutlaka bakacağım ilk fırsatta.