Elif

Puan vermedi·128 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 23:57
Oduncular okurken hikayenin içine çok girmediğimi hissettiğim ama bitirdikten sonra elime alınca aslında zihnimde yer ettiğini fark ettiğim bir kitap oldu. İlk kez Roy Jacobsen okudum. Başlayınca bir savaş anlatısı okuyacağımı sanmıştım ancak klasik bir savaş anlatısına pek uymuyor Oduncular. İkinci Dünya Savaşı sırasında Sovyetler yaklaşırken ve Fin kuvvetleri çekilirken sınırdaki Suomussalmi kasabasının Fin kuvvetleri tarafından yakılıp boşaltılması ile başlıyor. Tüm kasabalılar evlerini terk ederken kasabadan ayrılmayı reddeden oduncu Timmo kasabada kalıyor sadece. Savaşın ortasında geçmesine rağmen ne kahramanlık ne de savaş mücadelesi anlatıyor tam olarak. Savaşın ortasında kalmış sıradan bir insanın yaşadığı yere, yaşantısına bağlılığının, soğukla ve açlıkla mücadelesinin, ahlaki ve vicdani duruşunun ön planda olduğu bir roman daha çok. Kitap boyunca karın, soğuğun, sessizliğin derinden hissedildiği bir atmosfer hakim. Kuzey ülkelerinin edebiyatında en sevdiğim şeylerden birisi. Okurken baştaki beklentilerim nedeniyle belki bir süre kitapla bağ kuramadığımı hissettiğim ama bitirince fena bulmadığıma karar verdiğim, aklımda yer ettiğini fark ettiğim bir kitap oldu. Başka Roy Jacobsen kitapları okuma konusunda merak uyandırıcı oldu benim için. Geçen ay okuduğum ikinci Deniz Canefe çevirisi ayrıca bu kitap.
OduncularRoy Jacobsen · Yapı Kredi Yayınları · 2020185 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·224 syf.··
2026 17. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 00:20
At Çalmaya Gidiyoruz, Norveç kırsallarında inzivaya çekilmiş, ormanın içinde, göl kenarında köpeğiyle yaşayan, Dickens okumayı seven kitabın ana karakteri 67 yaşındaki Trond ile açılıyor. ‘Milenyum’a girmeden önceki son günlerde hiç hesapta yokken Trond’un zihni onu 15 yaşının yaz mevsimine, babasıyla bir çiftlikte kaldıkları döneme götürüyor ve devamında Trond’un bugünü ve geçmişi arasında geçişlerle ilerliyor kitap. Kitapta doğa tasvirleri çok iyi, öyle ki bir tarafta karlı ormanların, göl kenarının ıssızlığını, orada inzivaya çekilme hissini, sakinliği; diğer tarafta çiftlik işleriyle, nehir kenarıyla, atlarıyla o yaz günlerini oradaymışım gibi hissettirdi bana. Ayrıca geçmiş ve bugün arasında geçişler de çok iyiydi, hiç farketmeden ama şimdi ne oldu demeden bugünden geçmişe geçişlerle ilerleyişini çok sevdim. Yalnızlık, yaşlılık, zaman, aile ilişkileri, çocukluk, büyüme, sırlar, kayıplar hakkında, hatta savaş sonrası dönem ve Nazi işgalinin etkilerinin de hissedildiği, çok aksiyonlu ilerlemeyen ama çok atmosferik bir anlatımla okurken içine çeken, çok severek okuduğum bir kitap oldu At Çalmaya Gidiyoruz, çok beğendim. İskandinav edebiyatında doğanın bir şekilde ön planda olması da beni hep çok memnun ediyor. *Deniz Canefe çevirisi.
At Çalmaya GidiyoruzPer Petterson · Metis Yayınları · 20211,488 okunma
8/10
·168 syf.··
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 23:58
Yolların kapandığı karlı bir Noel vakti, uzakta öğrenci evinde hasta yatan oğlunu alıp eve getirmek üzere yola çıkan Tom’un yolculuk hikayesi ‘Bilinmeyen Ülkede Yolculuk’. Belfast’dan Sunderland’a doğru karlı, fırtınalı bir havada gittiği bu yolda bir yandan geçmişine, hayatına dair çıktığı yolculuğa da eşlik ediyoruz. Bir telefon konuşması, bir şarkı veya bir anı ile bir pencere açılıyor ve oradan sızdığımız yerde Tom’un evlilik, ebeveynlik, sorumluluklar üzerine düşünceleri; pişmanlıkları, hesaplaşmaları, kaygıları var. Sayfalar ilerledikçe aile ile ilgili öğreneceklerimiz var. Üstelik de yazar, travmaları aile hikayesinin ortasına boca etmeyi seçmemiş, böyle metinleri daha çok beğeniyorum. Tom karakteri fotoğrafçılık yapıyor ve kitapta yer yer bunun da hoşuma giden yansımaları oldu. Bir bölümde Tom’un ifadesiyle toplumsal meselelerde ‘bireysel acıların mahremiyeti’ ama bir yandan da bu fotoğrafların toplumsal etkisi üzerinde düşünüyor, ikonikleşmiş bazı kareleri hatırlatıyor bize. Başka bir bölümde fotoğraf ve zaman ilişkisi üzerine düşündürüyor, bu bölümler de kitabın hoşuma giden kısımlarından oldu. Fotoğraf ve zaman kavramı üzerine düşününce John Berger’ı da anımsadım kendi kendime. Yazarın bu konuda hoşuma giden bir cümlesini buraya bırakıyorum. Kitabın geneline bakınca da beğenerek okuduğum, heyecanlı olay örgüsü sunmamasına rağmen kendini ilgiyle okutan bir kitap oldu. “İnsanlar fotoğrafları anlamıyor. Sanıyorlar ki fotoğraflar zaman içindeki anı donduruyor fakat gerçekte o anı zamandan kurtarıyorlar ve kameranın yakaladığı şey zamanın ileri doğru akışının dışına adım atıyor. Dolayısıyla o an daima var olacak, tam o saniyede nasılsa daima aynı şekilde yaşayacak, aynı gülümseme ya da kaş çatmayla, aynı renk gökyüzüyle, ışığın ve gölgenin aynı düşüşü, aynı
Bilinmeyen Ülkede YolculukDavid Park · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024347 okunma
8/10
·144 syf.··
2026 15. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 08:25
Bağlar bir aile hikayesi. İki çocuk annesi bir kadın, Vanda’nın başka bir kadın için terk edildikten sonra eşi Aldo’ya yazdığı öfkeli mektuplarla başlıyor. Tam olarak kronolojik olarak devam etmeyen bu hikayede üç bölümde perspektif değişiyor ve ailenin yıllara yayılıp günümüze gelen hikayesi tamamlanıyor. İlk bölümü okuyunca hem kadın karakteri hem de ayrılık hikayesini çok yüzeysel bulmuş ve bir sonraki bölümde de erkek karakter gözünden benzer şekilde ilerleyecek sanmıştım ancak öyle olmadı. Sonraki iki bölümde aynı çizgide ilerlemeyen bir anlatıyla, zamanda ileri geri gidişlerle, aynı olayı farklı gözlerden görmekle hem karakterler hem de ailenin hikayesi çok boyutlu hale gelmeye başladı, derinlik kazandı. Yine de ortada insanı çok hoşnut eden bir kadın karakter yok (hatta tüm aile üyeleri bir şekilde hoşnut etmiyor) ama tam da böyle idealleştirilmemiş karakterler üzerinden evlilik kurumu, kadın ve erkeğin evlilikteki rolleri, beklentileri, sorumlulukları çok iyi işlenmiş şöyle bir bakınca. Yazarın akıcı dilini, dümdüz aynı çizgide ilerlemeden sayfaları çevirdikçe hem olayları hem karakterlerin ruh hallerini şekle sokan anlatımını çok beğendim. Yazardan ziyade uzun zamandır radarımda olan yayıneviydi aslında bir süredir. Yüz kitap merak ettiğim bir yayıneviydi, özellikle bazı öykü kitapları sürekli gözüme takılıyordu kitaplıkta ama tanışmak bu romana kısmetmiş. Baskı kalitesi çok iyi, okuduğum tek kitabına bakarak seçimleri de şimdilik beni çok memnun etti. Öykü kitaplarına da mutlaka bakacağım ilk fırsatta.
BağlarDomenico Starnone · Yüz Kitap · 20181,133 okunma
9/10
·248 syf.··
2026 10. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 20:34
Edith Hamilton’ın Mitologya’sı Yunan ve Roma mitolojisine başlangıç için çok ideal bir eser. Benim mitoloji kültürüm pek iyi değildir. Bazı çok bilindik isimler, karşıma çıktıkça neymiş diye baktığım efsaneler, bir de zamanında okuduğum ve pek sevdiğim ‘Ben Kirke’ dışında pek içli dışlı olduğum söylenemez. Ancak mitolojinin edebiyat, sinema, gündelik hayat derken pek çok alanda karşıma çıkması ve kaçınılmaz olarak biraz bilgi sahibi olma ihtiyacı duyduğum; ilgi duymaya da başladığım bir alan olması üzerine buradan giriş yaptım kendimce. Halihazırda belli bir birikimi, mitoloji kültürü olan kişilere bu kitap basit gelecektir muhtemelen. Ancak ben çok severek okudum. Tanrılar, önemli olaylar, efsaneler, destanlar hakkında kısa ama bilgilendirici ve öykü tadında ilerleyen bölümler mevcut. Kolay anlaşılır ve hatta sürükleyici de. Devam etmeye daha çok okumaya motive edici oldu benim için. Buradan sonra gözümü yükseklere diktim hatta epey merakım arttı daha fazlasını okumak, bilmek için. Buralarda bir okur arkadaşımın bir dönem bir paylaşımında görüp edinmiştim, kimdi hatırlamıyorum ama çok isabetli bir tavsiye olmuş. Mitoloji ile ilişkiniz, seviyeniz benimkiyle benzerse bu kitabı başlangıç için ben de tavsiye ederim.
MitologyaEdith Hamilton · Varlık Yayınları · 2019696 okunma