Kıyı kenti, tatil bölgesi Sokço’da, kışın kente gelen bir yabancı ve bu yabancının kaldığı pansiyonda çalışan bir kadının başrolde olduğu bir kitap Sokço’da Kış. Birkaç haftalık bu ziyaret sırasında ikisi de bir çeşit yalnızlık hali içinde olan bu iki karakterin sohbetleri, gezileri, bir çeşit ilişkileri üzerinden ilerliyor kitap. Bir yandan kadın karakterin hayatının akışında kentin kültürünü de hissettiriyor yazar. Özellikle toplumdaki güzellik algısı, estetik işlemlere bakış açısı şaşırtıcı. Kıyı kasabalarının kış hallerine bayılan biri olarak Sokço’yu, kışını, sokaklarını ve genel olarak ruhunu tanımak hoşuma gitti. Kitabın genel olarak atmosferini de çok beğendim ve bitirince bende bıraktığı hissi sevdim. Arka kapakta Duras ile birlikte anılmış, ben Duras’dan tek kitap okudum şimdiye kadar, tanıdık gelen şeyler oldu ama onun hissini çok daha güçlü anımsıyorum. Ama bu vesileyle Duras okuma isteği yüklenmiş oldu bünyeme, iyi oldu.
Kitap tamamen farklı meseleler barındırsa da aklıma Audrey Magee’nin Koloni kitabını getirdi bazı yönlerden. Kente gelen yabancı çizer/ressam, kentin yerlisi kadın, modellik yapma veya çizilmeyle ilgili arzu veya kaygı durumları gibi. İçerik olarak bambaşka kitaplar elbette, yine de bitirince aklıma geldi. O kitabı da beğenmiştim. Konudan bağımsız anmış ve tavsiye etmiş olayım.
Sokço’da Kış’ın 2024 yapımı bir uyarlaması da var. Uyarlamalarda kitabı, karakterlerin iç dünyasını, atmosferi aktarmak zor bir şey ama bence gayet güzel yansıtılmış, ben beğendim.