Ruhun da zaman zaman dinlenmeye, anlaşılmaya ve gerçekten dinlenilmeye ihtiyacı yokmu sizce de?
Kesinlikle var!... Ve Melda hanım bunu öyle güzel anlatmış ki, kendinizi bu akışa teslim ediyorsunuz
Hayatın içinde çoğu zaman güçlü görünmeye çalışırken görmezden geldiğimiz kırılmaların da bir anlamı olabileceğini hatırladım. Bir yanda uyanışın verdiği farkındalık, diğer yanda çatlayıp dağıldığmı hissettiğim anlar... Ardından gelen kayboluş hissi, sonrasında arayış ve seçimler. Kitap boyunca karşıma çıkan her durak, insanın kendine varma serüveninin farklı bir yüzünü gösterdi bana...
En çok da kusursuz olmaya değil, olduğu haliyle kendine yaklaşabilmeye vurgu yapmasını cok sevdim. Çünkü bazen insanı değiştiren şey büyük cevaplar değil, doğru zamanda karşısına çıkan küçük bir fısıltılar oluyor...
Satır aralarinda, ruhun yüklerini, sessizliklerini ve ihtiyaçlarını hatırlatan bir atmosfer yakaliyorsunuz. Kendine dönmeye cesaret edenlerin, iç sesini uzun zamandır duymayanların ve hayatın koşuşturması içinde biraz durup nefes almak isteyenlerin siirsel denemelerle anlattigi bu kitapla yazarimiz biz okurlarinda kendinden bir parça bulabileceklerini düşünerek kaleme aldığını düşünüyorum
Usulca fısıldıyor anlatmak istediklerini Ruhumun Fısıltısı, adının hakkını vererek okurunun kalbine sessizce dokunan kitaplardan biriydi...