bu kitabı spoiler vermeden incelemek neredeyse imkansız olduğundan baştan uyarmak istedim.
bu kitap beni mahvetti. okurken kendimi asla iyi hissetmiyordum, üstüne bu geldi ve gerçekten hiç iyi değilim. bana göre kitap bazı kısımlar hariç kusursuz. o bazı kısımlardan birazdan bahsedeceğim. yazarın tek kitabı olmasının sebebi bence bu kitabın üstüne başka bir şey yazabileceğini düşünememesidir.
dönemin katı ahlak kurallarına karşı çıkıldığını düşünüldüğü için kitap çok fazla eleştiri almış zamanında. ben de aslında o merakla başlamıştım kitaba ve açıkçası beklediğim o ahlaksızlığa da rastlamadım. ki şunu de eklemek isterim; ahlaksız olması bir eserin kötü olduğunu göstermez. hatta o eser hakkında yorum bile yapılma hakkı vermez. sadece iyi veya kötü eserler vardır. dönemimizde bu dar görüşlü insanların olmadığını varsayarak incelememe devam etmek istiyorum.
kitaptaki metaforlar, betimlemeler, diyaloglar, karakterlerin iç dünyası benim başımı döndürdü. kitabın içine o kadar düştüm ki, nerede olduğumu bile unuttum bazen. tüm gerçekliği kapatıp girdim kitaba ve size de öyle yapmanızı öneririm.
şimdi kitapta benim görüşlerime karşıt açıklamalar vardı ve onları okurken rahatsız olmadım diyemem. kitapta da puan kırdığım tek kısım buralar. kadın-erkek karşılaştırması kitapta fazlaca bulunuyordu, hatta karşılaştırmadan daha çok kitapta kadınlar resmen eziliyordu. bunu dönemin kafa yapısına veriyorum sanırım. bir de kitapta evlilik öyle bir yüceltilmişti ki evlilik olmadan yaşanılamazmış gibi. sanırım bunlar dönemin özelliğini taşıdığından daha fazla bahsetmek istemiyorum.
lord henry… adamın görüşleri, onları okurken kendine bir şeyler katmayan yoktur bence. her görüşünün doğru olduğunu zaten söyleyemem fakat adamın sözcükleri öyle mest ediciydi ki tüm kelimeleri adam
düşünmesi acı gelebilir belki ama zeka güzellikten hiç şüphesiz daha kalıcıdır. işte bu yüzden gereğinden uzun bir eğitim hayatının zahmetlerine katlanmıyor muyuz? bu vahşi, kıran kırana hayatta kalma mücadelesinde kalıcı bir şeylere sahip olmak ister, bu yüzden de yerimizi koruyabilmeye dair aptalca bir umutla kafamızda binbir türlü zırvayla ve doğruyla doldururuz.