§
Doyumsuz soyguncuların hayal ve rüyalarının bir sınırı yoktur.
Yaşamı sevgi ve huzur içinde paylaşmak isteyen şükrü yerinde insanların kurdukları devrim düzenlerinin sonsuzluk hayali doyumsuz soyguncuları her çağda rahatsız etmiş ve yarım kalan devrim tamamlanana kadar yaşamı talan etmişlerdir.
§
Sevgiyi varoluş sorununa olgunlaşmış bir yanıt olarak mı, yoksa ortak yaşamın birliği diyebileceğimiz sevginin olgunlaşmamış biçimleri olarak mı ele alıyoruz?
Sevgi olmadan insanlık bir gün için bile var olamaz. Ne var ki, insanlar arası birliği
başarmaya "sevgi" adını verdiğimiz zaman kendimizi bir dolu güçlüğün içinde buluveririz.
Doğumdan ölüme, pazartesiden pazartesiye, sabahtan akşama tüm faaliyetler düzenlenmiş, bir örnek hale getirilmiştir. Böylesi bir düzenin ağına düşen kişi insan olduğunu, tek bir birey olduğunu nasıl hatırlar? Düş kırıklığıyla, üzüntüyle, sevgi özlemi, hiçlik ve ayrı olma korkusuyla doluyken yaşama şansına bir kez sahip olduğunu nasıl aklına getirebilir?