Evlerin kuytularında büyüyen o eski, telaşlı çocuk, ne zaman bir vazo kırılsa suçu hep kendi ellerinde arardı. Başkalarının fırlattığı taşların izini silmek için kendi gövdesini siper etmek, rüzgârın yönünü değiştiremeyeceğini bile bile fırtınaya karşı yürümek... Bir tebessümün, bir fincan kahve sıcaklığının hatırası öylesine büyük bir mülktü ki onun gözünde, upuzun hakaretlerin ve incelikli zalimliklerin yarattığı tahribatı tek bir bakışla temize çekebilirdi. Eksilmekten, eksiltmekten ve en çok da o tekinsiz boşlukta tek başına kalmaktan duyulan o kadim korku. Hikâyeyi hep omurgasından büküp "biz" kılma çabası, en nihayetinde insanın kendi zeminini kaybetmesiyle sonuçlanıyordu. Karşı taraftakilerin öfkesi, milimetrik hesaplarla yontulmuş, içi kurşunla doldurulmuş ağır külçeler gibi vururdu göğse. Tam isabet, tam zamanında ve tam da en zayıf halkanın dövüldüğü o anda. Oysa buna karşılık verilen o cılız isyanlar, can havliyle havaya savrulan, hiçbir menzili olmayan, boşlukta asılı kalan anlamsız yankılardan ibaretti. Bir köprüyü onarmak, uçurumun iki yakasını bir araya getirmek için ne zaman arkaya dönülse, geride kalan tek şey uçsuz bucaksız, rüzgârlı bir ıssızlıktı. Günlerce süren, takvim yapraklarını sarartan o ceza gibi sessizlikler... Canları istediğinde, kendi kışlarından sıkıldıklarında dönüp kaldıkları yerden yaralamaya devam eden bencil kaleler, kendi doğrularının yarattığı o koyu körlükte, bir başkasının kalbindeki o ince sarsıntıyı, o titreyişi bir kez bile fark etmediler. Uzun bir kış boyunca bu gaddarlığı, bu hoyratlığı "onların iklimi böyle, sevme biçimleri bu" diyerek kabullenmek, insanın kendi yangınına su taşımaktan vazgeçmesidir. Kendine söylenen en konforlu, en korunaklı yalandı bu. Oysa sevgide kibrin, o hisarları yüksek tutma arzusunun yeri
Beyin fırtınalarım
Saygı. Son zamanlarda hayatımın her anında önem verdiğim saygı kelimesinin önemini biraz daha anladım. Ve şunuda anladım ki insanlar saygıyı çok çok yanlış anlıyorlar. Özellikle günümüz modern, kültürlü, feminenleşen toplumunda(?) insanlar saygıyı başkalarının kendilerini oldukları gibi kabul etmesi olarak görüyorlar. Kimse hatalarının yanlışlarının geçmişinin sorumluluklarını almak istemiyor ve hatta bunun üstüne kendilerini bu yanlış insan rolüyle kabul edip başkalarından saygı bekliyorlar :) Arkadaşlar tamam bizi biz yapan şey hatalarımız olabilir hatta hatasız kul olmaz belki ama saygıda hak edene verilir neticede... Şu olaydan da nefret ediyorum: kişinin yanlışları hataları var tamam ama bunu değiştirmek kendine hak ettiğini vermek biraz olsun ilerlemek sağlıklı bir fiziğe, mentaliteye sahip olmak yerine hâlâ başkalarından kendisini olduğu gibi kabul etmesini ve saygı göstermesini bekleyen insanlar... Her şeyin az veya çok emekle kazanıldığı şu dünyada birazda saygı için de emek vermeli insanlar diye düşünüyorum. Ha şunuda eklemesem olmaz. Son zamanlarda sosyal medyanın, popüler kültürün ve bir saçmalık haline gelmiş feminizmin getirdiği kafa yapısı: kişinin sevdiği insanin sözünü dinlemesinin kısıtlayıcılık olması durumu. Arkadaşlar sevdiğiniz kişi sizin için bir şey istiyorsa ve sizi gerçekten seven biriyse o kişinin istediği şeyin sizin iyiliğiniz için olmama ihtimali yok. Yani demem o dur ki sevdiğiniz insanı reddedip onu saçma salak ifadelerle çercevelemeden önce biraz oturup düşünün. Saygıdan yola çıkmıştım konu nerelere geldi... Ama zaten bunların hepsi saygıyla bağlantılı, saygının olmadığı yerde sevgide olmaz unutmayınız efenim iyi günler.
Hayata Dair
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Zamanın en büyük öğretisi şudur: İnsan herkesi anlayabilir ama herkes tarafından anlaşılmayı bekleyemez. Bir ruhun olgunluğu, yalnızca verdiği sevgide değil; karşılık bulmadığında bile kendi değerini koruyabilmesindedir..
Duygu ve Düşünce
Sevgide cömert bir kalbi taşımak varken bize herkese hakettiği değeri vermeyi telkin eden şu düzen...
Hayata Dair
Sevgide suçlu olmak nedir onu öğrendim ben :))
1000Kitap
Demek ki sevgide de kötülük varmış. Sevginin de kötü hissettirdiği yönü varmış. Sevginin kötülüğü sevgisizliğin kötülüğünden de kötüymüş.
1000Kitap