Sevgiler , Sevmeyi bilmeyenlerin elinde esir tutuldu .. . .. ...💫🍂🥀
“Hoşça kal” nasıl bir valizmiş ki, saçlarımı öpüşünden, kitaplarımın arasına bıraktığın çiçeklere; yanağımdan süzülüp, yastığımda lekeye dönüşen gözyaşlarıma kadar her şeyi içine sığdırabilen? Nasıl bu kadar hızlı, naftalin kokusuna dönüşebiliyormuş sevgiler. Bir hoşça kal kaç kilometre eder? Seçil Oğuz
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Birgün herkes kaybettiği şeylerin değerini anlayacak. Ama bazı şeyler vardır ki ne özür yetirir ne geri dönüş insan bazen yanında duran kıymeti görmez, susanı güçsüz sanar, seveni hep kalacak zanneder oysa en derin kırgınlıklar sessiz olur ve bazı vedalar bağırmadan biter. Geç kalan sevgiler, söylenmeyen sözler ve değeri bilinmeyen insanlar bir gün mutlaka eksikliğiyle can yakar çünkü herkesin içinde bir "keşke" kalır ama bazı kayıpların telafisi olmaz... Ve unutma; bir insanın yokluğu canını yakıyorsa, zamanında varlığını hâk etseydin...
Sevgi dili 33..
— Beni neden seviyorsun? Bu sorunun kısa bir cevabı yok. Çünkü seni bir sebepten dolayı sevseydim, o sebep değişince sevgim de değişebilirdi. Ben seni gözlerinin renginden dolayı sevmedim. Gülüşünden dolayı da değil. Bunlar sadece ilk dikkatimi çeken şeylerdi. Ben seni… kalbimin sana alışmasından dolayı sevdim. — Kalp bir insana alışır mı? Hem de nasıl. Mesela herkesin sesi aynı değildir. Ama bazı sesler vardır, duyduğun an içindeki gürültü azalır. Bazı insanlar vardır, yanındayken hiçbir sorun çözülmez aslında. Ama yükün hafifler. İşte kalp böyle alışır.
Duygular
Beni En Çok Geç Kalan Şeyler Üzdü..
Beni en çok gidenler üzmedi. Çünkü giden, gideceğini çok önceden belli ediyor aslında. Bir bakışından anlıyorsun, bir susuşundan, bir eskisi gibi olmayışından… Beni en çok geç kalan şeyler üzdü. Tam zamanında gelmeyen sevgiler… Bir ömrün en güzel yılları beklemekle geçtikten sonra kapıyı çalan insanlar… Söylenmesi gerekirken söylenmeyen sözler… Ve insanın kendi kendine verdiği, ama tutamadığı sözler… Beni en çok onlar üzdü. Çünkü bazı şeylerin yokluğu değil, gecikmişliği acıtıyor insanı. Bir çiçeği kışın açtıramazsın mesela. Açsa bile eski baharı getirmez.
Duygular
Mektubun Var
Mektuplu yıllar, mazinin tozlu raflarında kaldı artık. O yıllar çok daha güzel, anlamlı ve bir o kadar da özeldi. Evet, zorluklar vardı; imkânlar kısıtlıydı, ulaşım zordu. Elbette her devrin kendine has zorlukları da kolaylıkları da vardır. Konumuz bu değil; mektuplu yıllara bir yolculuk yapmak istiyorum. ​Mektup yazmak, sadece kelimeleri bir araya getirmekten ibaret değildi; kalbî duyguların, düşüncelerin ve özlemlerin kağıda dökülmesiydi. Elle yazmak bir emek ve özveri gerektiriyordu; kalem mübarekti çünkü. Duyguları ifade etmenin en zarif aracıydı. Dolma kalemle yazmak, yazının ruhunu besleyen bir özenin göstergesiydi. Bu, mektuba ve yazıya kalben önem vermekti.​ Mektupların içinde zarafet vardı; çiçek desenli mektup kâğıtları, her biri farklı bir hikâyeye ev sahipliği yapardı. Öyle ki güzel kokulu mektup kağıtları bile vardı. Kokulu mektup kağıtlarını seçmek, mektup gönderdiğimiz kişiyi ne kadar sevdiğimizi ve önemsediğimizi gösterirdi. Mektupların üzerine yapıştırılan pullar da o anın değerini artıran önemli detaylardı. Posta pulları belki de yıllarca arşivde saklanırdı; çünkü her bir pul, uzak bir yerden gelen bir özlemin ifadesini simgeliyordu. Özenle seçilmiş zarflar ise mektupta yazılan duyguların ne kadar kıymetli olduğunu gösterirdi. ​Mektubu postaya vermek için sarf edilen zaman ve emek, sadece bir zarfın kapatılması ve bir kutuya atılmasıyla sınırlı değildi. O zarf, kalbî duygularınızı sevdiğinize ulaştıracak bir köprüydü. Sonrasında günlerce gelecek cevabı beklemek; bir o kadar da heyecan dolu bir süreçti. Her an, o mektubun alıcısının eline geçmesini ve duygularınızın karşılık bulmasını hayal etmekle geçerdi. Her gün, bir umut ve merakla doluydu. ​Zamanla gelişen teknolojiyle birlikte her şey hızlandı. Dijital çağın hızı, mektupların getirdiği