Bilmiyordu başkaldırabileceğini; baskıyı, zorbalığı yaşamın bir doğal öğesi bellemişti. Bu baskıyı erkeklerin kurması, her bakımdan kurması da doğaldı onun için. Çünkü güçlü olan onlardı; hep başta olan, her şeye egemen olan. Ben de onlardan biriydim. Daha genç, daha beceriksiz belki. Ama erkek. Nasıl güvenebilirdi bana?
Hiç düşünmeyen, düşünme gereksinmesini duymayan hatta. Yalnızca yaşayan, acıya yargılı olduğunu kimbilir ne zaman benimsemiş olan...
Düşünmezdi çünkü baskıya karşı çıkmamak üzere yetiştirilmişti.