“Yeni kütüphanecimiz kesinlikle bu dünyadan değil. Eskiden kitap okumayı bu kadar sevmezdim. Ama işler değişti. Bayan Charlotte, bir kitabın kapağını açmak zihninizde bir televizyon açmak gibidir diyor ve bir kitabınız varsa asla yalnız kalmazsınız”
1961 Pulitzer Edebiyat Ödülü almış bir kitap Bülbülü Öldürmek. En beğendiğim klasikler arasında yerini aldı. Kitap ilk kısımlarda akıcı ilerlemiyor. Fakat olay örgüsü yoğunlaştığında ve kitabın sonlarına doğru gelişen olaylarda başlarda verilen anlatımların nedenini bağdaştırıyorsunuz. Dil olarak sade bir anlatım kullanılmış, kitap kalın olmasına karşın yormuyor. Ana temasına baktığımızda; bir aile çerçevesinde olaylar gelişiyor ve kitap küçük bir kız çocuğunun gözünden anlatılıyor. Böyle olması kitaba daha temsili bakabilmeyi sağlamış. Atticus adında bir avukatın savunduğu hukuk ve değerlerini herşeyin üstünde tutuşunu, mesleğinde eşitliğe verdiği önemi, ırkçılıkla başa çıkma çabasını dinliyoruz kitapta. Ana temanın yanı sıra çocuklarına verdiği eğitim ve öğretim yaklaşımı da karakter olarak dikkat çekici. Bir beyaz ve siyahinin karşıtlığı, yapmadığı birşeyle suçlanan bir siyahi ve bu adamı savunan ve haklılığını kanıtlayan bir avukat, kabul edilmeyen ama susan vicdanlar, sorgulanan adalet… Toplum gerçekliklerini o tarihten günümüze çarpan yazar başarılı bir eser kaleme almış. Bazı yerlerde duygulanıyor , bazı yerlerde olayları anlatan küçük bir kız çocuğunun gözünden olaylara bakmayı becerebilirseniz güldürüyor. Okunması gereken klasiklerden. Kitaptan bir alıntıyla yazımı bitiriyorum “Sıfatları kaldırırsan geriye sadece gerçekler kalır”.
“Başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim. Başka insanların çoğunluğunun düşüncelerinden bağımsız hareket eden tek şey insanın vicdanıdır”