sevilayvaran

sevilayvaran
@sevilayvaran
*Okuduğum her kitap ya da paylaştığım her alıntı benim kişisel görüşümü ifade etmiyor olabilir.
Bir Atlasın Sırları
Puan vermedi·238 syf.··
2025 17. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2025 14:17
Puslu Kıtalar Atlası, edebiyatın sınırlarını zorlayan, tarihle masalı, gerçekle hayali titizlikle harmanlayan bir başyapıttır. Kitabı okuduğum süre içinde sürekli İhsan Oktay Anar' ı neden daha önce okumadım diye kendimi sorguladım. Belki de tam zamanında okumuşumdur bilemiyorum. Gerçeklik ve İllüzyon Uzun İhsan Efendi "Büyük Doğu Haritası" nı çizmek ister. Bu harita, yalnızca coğrafi bir çizim değil bilginin sınırlarına dair bir semboldür. Yazar, haritanın asla tamamlanamayışı üzerinden insanın gerçekliği kavrama iddiasını sorgular. Tıpkı Nietzsche' nin "Hakikat bir kadındır, peçesini asla tam kaldırmaz" sözündeki gibi Anar' da bilgiye asla tam olarak ulaşılamayacağını ve ulaşılan bilginin de aldatıcı olabileceğini vurgular. Zamanın Döngüselliği Ebrehe' nin sonsuz yolculuğu ve karakterlerin farklı zaman katmanlarında karşılaşmaları her şeyin tekrar ettiği; ama hiçbir şeyin aynı olmadığı fikrini çağrıştırır. İktidar ve Bilgi İlişkisi Bünyamin'in rüyaları aracılığıyla "görme" yetisi, onu bir tür iktidar sahibi yapar. Ancak bu iktidar, aynı zamanda Bünyamin'in yükü ve kendine yabancılaşma kaynağıdır. Yazar burada bilginin gücünün insanı yozlaştırdığını vurgulamaya çalışmıştır. Varoluşun Gülünçlüğü Alibaz karakterinin anlamsız maceraları, Arap İhsan' ın karanlık köşelerdeki arayışları onları sürüklerken bir anlam yaratma çabası içindedirler. SONUÇ "Puslu Kıtalar Atlası", sizi pasif bir okuyucu olmaktan çıkarıp aktif bir harita çizerine dönüştürür. Kitabın her bölümü yeni bir katman keşfettirir. İnsanın bilme arzusunun tradejisini dilin sınırlarını zorlayarak anlatır. Bu kitap bir paragraf olsaydı ve "Hangi soru üzerine bu cevap verilmiştir?" diye sorulsaydı cevap "Gerçeğin peşinde koşmak mı, yoksa onu yaratmak mı daha değerlidir?" olurdu.
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bazı kör noktalarıyla toplumsal cinsiyet
Puan vermedi·400 syf.··
2025 15. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2025 22:01
Tarih, Toplum ve Cinsiyetin Kesişiminde Bir Yolculuk Merry Wiesner-Hanks’ın bu eseri, toplumsal cinsiyetin yalnızca biyolojik bir gerçeklikten ibaret olmadığını, tarih boyunca değişen ve toplumsal yapılar tarafından şekillendirilen bir kavram olduğunu gözler önüne seriyor. Bu eser yalnızca akademik bir eser değil, insanlığın geçmişini sorgulayan, kendini tanıma ve anlamlandırma yolculuğuna çıkmış herkes için derin anlamlar taşıyor. Toplumsal Cinsiyetin Tarih İçindeki Kırılgan Dengesizliği Kitap, kadim toplumların inanç sistemlerinden modern dünyadaki toplumsal cinsiyetin evrimine kadar geniş bir tarih aralığında, kadınların, erkeklerin ve üçüncü cinsiyetlerin toplum tarafından nasıl konumlandırıldıklarını inceliyor. Bu bağlamda özellikle din, mitoloji, ritüeller ve kutsal metinlerin kadın ve erkek rollerine nasıl anlam yüklediğini de detaylıca ele alıyor. Bunu ele alırken de tarih içindeki bazı değişimlerin (savaş vb) toplumsal rollere olan geçici ve kalıcı değişimlerine de değiniyor. Küçük Bir Eleştiri: Türk Medeni Kanunu’ nun Yokluğu Yazar, Toplumsal cinsiyetin tarih boyunca nasıl inşa edildiğini anlatırken kapsamlı bir çerçeve sunuyor. Bunu yaparken toplumsal cinsiyet değişimine katkısı pek de olmamış küçük olaylara bile değiniyor. Ancak, kitabın en büyük eksikliği, modern ve modern olmayan hukuk sistemlerinin toplumsal cinsiyet üzerine etkisini incelerken Türk Medeni Kanunu’ na bir kez bile değinmemiş olmasıdır. Türk Medeni Kanunu’ nun Toplumsal Cinsiyet Açısından Önemi 1926 yılında kabul edilen Türk Medeni Kanunu, kadın-erkek eşitliği açısından devrim niteliğinde değişiklikler getirmiştir. Osmanlı’ daki İslam hukukuna dayalı aile düzeni terk edilmiş, tek eşlilik zorunlu hale gelmiş, kadınlara boşanma, miras ve velayet haklarında erkeklerle eşit haklar
Tarihte Toplumsal CinsiyetMerry E. Wiesner-Hanks · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020302 okunma
Şiir gibi okuyun bu kitabı...
Puan vermedi·148 syf.··
2025 13. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2025 15:25
GİRİŞ “Kırlangıç Uykusu” insan ruhunun derinliklerine inmeye çalışan ve bu labirentin içinde içsel çatışmalar ve varoluşsal arayışlarla sizi kaybeden bir eser. Bu arayış içinde, derinlerdeki görünmeyen yaralarınızı ve kaybolmuş parçalarınızı bulabilirsiniz. Yazar, kırlangıçları ateşle buluşturduğu o metaforik dille sizi kısa bir uyku içinde içsel ateşinize sürüklüyor. Bunu bazen kanatlarınızı kırarak bazen de özgürce içinize uçmayı sağlayacak cesareti vererek yapıyor. Ve bu cesaret sizi zaman zaman kaybediyor. Ama nereden bilebilirsiniz ki kaybolduğunuz diyarların aslında sizin ait olduğunuz ülke olmadığını… ŞİİRSEL DİL VE İÇSEL YOLCULUK “Kırlangıç Uykusu” kelimelerin bir ressam fırçası gibi kullanıldığı, her cümlenin şiir kıvamında işlendiği bir anlatıma sahip. Romanlarda genellikle cümleler hikayelere eşlik eder; ama bu kitapta hikaye, cümlelere eşlik etmiş. Bu durum okuru karakterin zihninde bir yolculuğa çıkarırken duygusal bir yoğunluk da yaratarak bitmek bilmeyen sorgulamalara yol açıyor. Akıl hastanesinin soğuk ve kasvetli atmosferi sıcacık oluyor. Bu sayede karakterin yaşadığı acılar ve çatışmalar da derinden hissediliyor. BİR KURAL İHLALİ Romanda alışık olmadığımız bir kural ihlali görüyoruz: “Noktalardan sonra büyük harfle başlanır.” Noktalardan sonra büyük harfle başlamamak, dilbilgisel bir kuralı bilinçli bir biçimde ihlal etmenin ötesinde, metnin ruhunu yansıtan bir tercih gibi görünüyor. Bu tarz, karakterin yeni bir başlangıç yapamadığını, zihni içinde kendini yeniden doğuramadığını ve geçmişin gölgesinde kaldığını simgeliyor. Hiçbir cümle bir başlangıç değil, geçmişin, içsel bunalımların bir devamı gibi… Bu kural ihlali tıpkı karakterin zihni gibi; dağınık, kopuk ve düzensiz… Bir insanın düşüncelerini bu şekilde kaleme alabilmek bence dilbigisinin
Kırlangıç UykusuArzu Alkan Ateş · Mahal Edebiyat · 20247 okunma
Ve Martın Eden omzuma dokunarak fısıldadı...
Puan vermedi·451 syf.··
2025 2. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2025 09:00
Eğer bu eserin otobiyografik özellikler taşıdığını bilmeseydim bu bambaşka bir inceleme olurdu. Çünkü kitapta olanları gerçekçi bulamazdım. Çünkü bir insanın hele de yetişkin ve eğitimsiz bir insanın sınıf atlayabilmesi çok zordur. Bu yüzden romandaki yan karakterler gibi hissediyorum kendimi ve bunun için Martın'den özür diliyorum. Bu kitap muhteşem bir burjuvazi eleştirisi, bu kitap bir sınıf atlama mücadelesi, bu kitap bir adamın içindeki adamı öldürme savaşı ve öldürdükten sonra da savaşı kazanamama hikayesi... Burjuvaya önceleri özenen bir adamın sevdiği kadın için onların arasına girmek adına eğitim almaya, kitap okumaya, kendisini düzeltilecek bir insan olarak görmeye başlaması, bunun için mücadele etmesi ve mücadeleyi kazandıktan sonra da özendiği burjuva sınıfının hiç de özenilecek bir sınıf olmadığını görmesinin yarattığı hayal kırıklığıyla eski sınıfından da burjuvaziden de nefret etmesi sonucu içindeki adamı öldürmesi ve kendini hiçbir yere ait hissedememesidir. Onca çektiği sıkıntıdan sonra yaşadığı zaferin anlamını yitirmesidir. Kitap sayesinde dönemin Amerika'sı hakkında oldukça bilgi sahibi oldum. Martın'in eğitimsiz bir gençken ortalığı yakıp kavuran bir yazar oluşunu gözlerimle izledim. Kitabı okurken ilginç bir şekilde Knut Hamsun'un "Açlık" kitabındaki Andreas'ını düşündüm. Sanki Andreas gemiye binerken Martin iniyordu. Sonra Martin gemiye bindiğinde Andreas'la gemide karşılaştılar. Bu iki roman kahramanının karşılaşması için içimde müthiş bir istek duydum. Keşke karşılaşsalardı belki Martın hala yaşıyor olurdu... Ve Martin bir sabah omzuma dokundu "Sen de yazmalısın" dedi. Yazmaya ne kadar uzun zaman önce ara verdiğimi hatırlamıyorum; ama Martın bana "Artık yeter" dedi, "Ben yaptıysam sen de yaparsın!"
Martin EdenJack London · Bilgi Yayınevi · 2019135,2bin okunma
İçeriği de ismi gibi olsaydı keşke...
Puan vermedi·236 syf.··
2024 40. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2024 14:10
Kitabın ismini gördüğümde bir anne olarak çok etkilendim. Sonra her yetişkin "Kendimin çocuğu olsaydım" diye düşünse neler değişirdi acaba diye uzun uzun düşündüm. Çoğumuz büyürken unutuyoruz çocukluk hislerimizi. Bunun üzerine aldım okudum; ancak beklentimi karşılamadı, isminin bende uyandırdığı duygu ve düşüncelere karşılık veremedi diyebilirim. Bir psikolog, bir çocuk gelişimci veya bir öğretmenseniz bence size katacağı pek bir şey yok. Havada kalmış bir kitap olmuş gibi geldi bana, üstelik nasihat tarzındaki üslubuyla da biraz bilgili okuyucuyu boğmuş desem umarım ukalalık etmemiş olmam. Ebeveyn olacaklar veya olmuşlar ilk kitap olarak okur mu okur, kitap bir şeyler katar mı katar ama bence çok daha faydalı olabilecek yığınla kitap var. Keşke yazar bu güzel ismin altını doldurabilseydi...
Kendimin Çocuğu OlsaydımBehavioral Scientist · Cinius Yayınları · 2020222 okunma