"Gürül gürül akacağım. Her şeyleri sulayacağım. Sonra kendim kuruyacağım, kuruyacağım ... "
Böyle bir düşünceye kapıldım mı gerçekten? Sanmıyorum. Kendimi bu kadar da önemsemiş olamam. Ağzına dek dolu bir havuz oluşumu nerden çıkarıyorum? Belki de ölüm geldi, kapıya dayandı. Kişi böyle parlak imgeleri olsa olsa
ancak ölümün eşiğinde yakalar. Böyle, romanlara özgü tanımları en acınası durumlarında yakıştırır kendine. Herhalde yine aynı korkudan: Önemsiz bir toz parçası gibi üflenip gitmekten. Ama ben bu duyguyu daha önce yaşamış olmalıyım.
"Aklın ermiyor. Neyi nasıl değerlendireceğini bilmiyorsun. Yarın, bir hayal, bir düş değildir önce. Yarın, müspet bir şeydir. Üstelik ben bugün hiç de senin gibi huzurlu değilim. Gül bahçesinin dikenleri yürümeme engel oluyor ve çok dikenli bir bahçe bu."