Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere bir fantastik roman olduğu anlaşılıyor. Çok fazla fantastik öğe sevmeyen biri olarak biraz çekingen başladım fakat az miktar fantastik içeriği ve kitapları kurtarma mücadelesi üzerine konu işlendiği için akıcı bir şekilde okudum diyebilirim.
Kitabımız ana karakter Rintaro'nun kitabevi sahibi büyükbabasının vefatı üzerine yalnızlığa düşmesi ve kitabevinin sorumluluğunu üstlenmesi üzerine başlıyor.
Sıradan bir lise öğrencisi olan Rintaro, içine kapanık ve çok arkadaş çevresi olmayan bir genç. Kendisinin değersiz olduğunu düşünüyor fakat onun için endişelenen arkadaşları var.
Tam kitabevini kapatıp halasıyla gitmek üzere planlar yapan Rintaro, konuşan bir kedinin aniden kitabevine gelip onu kendisine yardım etmeye çağırmasıyla hayatında değişiklikler oluyor. Olaylar farklı labirentlerde farklı zamanlarda aşama aşama kitapların kurtarılmasını içeriyor. Her labirenti etkili konuşmalarıyla bir bir çözerek labirentlerden kitapların kurtarılmasını sağlıyor.
Tüm bu yaşadıkları kendisinde bazı farkındalıklar oluşturuyor ve halasıyla gitmekten vazgeçiyor. Tekrar okuluna dönüp bir yandan da kitabevini işletmeye devam etme kararı alıyor.
Kitapları Kurtaran Kedi
Sinan Yağmur' un okuduğum ilk eseri...
Sanırım ilk tercihi yanlış kitapla yapmış oldum. Kitap bana çok hitap etmedi. Daha çok ergen, yeni aşka düşen, melankoli seven genç okurlar için uygun gibi.
Baş karakterin aşırı melankolik yazıları, kitabın uzun uzadıya betimlenen cümleleri çok yorucu geldi. Başka bir okurun yazdığı gibi sanırım ben de bu kadar romantikliği ve melankoliyi sevemedim.
Kitapta alıntı yapılacak güzel cümleler de var. Yok değil. Ama bi yerden sonra benzer anlatımlar sıkıcı oluyor. Çok fazla hülyalı kelimeler, betimlemeler bana göre değildi.
Genel olarak sıkıcı bulsam da merak daha ağır bastı ve sonunu görmek istedim.
Hüzün Yanığı 1
"Her kadın Hacer'dir..."
Fark,
yürüyüşte...
Bu kitap öylesine yüreğime dokundu ki. Başladığım gibi bitirmem uzun sürmedi. Çok akıcı bir şekilde okunuyor.
Hz.İbrahim ile eşleri Sare ve Hacer'i anlatan bir hikaye. Daha çok Hacer'i ve mücadelesini anlatıyor.
Bir kadının mutlaka okuması gereken bir hayat hikâyesi...
Yazar da hikâyenin gerçekliği yanında; aşkı, sabrı, teslimiyeti, tevekkülü çok güzel anlatmayı başarmış.
İçerik olarak çok bilgi vermekten ziyade Hz. Hacer'in hayatını, Hz. İbrahim'in eşleri arasındaki tutum ve sabrını, Kâbe'nin oluşumunu, oğlu İsmail'i neden kurban etmek istediğini anlatan muhteşem bir kitap olduğunu söylemeliyim.
Aşk-ı SükunNuriye Çeleğen
Nora Seed adlı 35 yaşında genç bir kadının yaşadıklarını kaldıramayıp intihar etmesini ve sonrasında yaşadığı/yaşayacağı şeyleri konu alıyor. İntihardan sonra yaşam ve ölüm arasında "Araftakiler" diye adlandırdıkları herkesin farklı bir yere gittiği bir yer oluyor. Nora' nın gittiği yer ise Gece Yarısı Kütüphanesi.
Gece Yarısı Kütüphanesinde ise kendisine ait pişmanlıklar kitabı bulunur. Bu kitapta yaşadığı pişmanlıkları bir de kitaptan okur. Bunun üzerine kütüphanede kendisini bekleyen yüzlerce kitap vardır. Bu kitaplarda ise geçmişte farklı tercihler yapsaydı hayatında neler olacağını gerçekmiş gibi yaşamaya başlar.
Her seçtiği tercih kitabıyla bambaşka kişiler olur ve yaşar. Kimisinde bir profesyonel yüzücü, anne,bilim insanı vs. roller almaya başlar. Fakat her yaşadığı tercihle mutsuz olur ve hayal kırıklığı yaşadığı anda araftaki yere yani Gece Yarısı Kütüphanesine geri döner.
Bu böyle sürüp giderken yaşama tutunur ve ölmekten kurtulur. Yaşamak istediğini farkeder ve bütün yaşadığı olumsuzlukları bir kenara bırakarak yaşama ve sevdiklerine tutunur.
...
Kitabı merak içinde okudum. Sürükleyici ve merak uyandırıcı bir kitaptı. Yer yer ben de farklı tercihler yapsaydım neler olurdu diye düşündüm. Tercihler kaderimizi ne derece etkiler diye merak ediyorsanız bu kitap size göre :)
Gece Yarısı Kütüphanesi
(Spoiler içeriyor =))
Necip Fazıl Kısakürek in "Ufuk çizgisi" ve "Son Tövbe" adında iki tiyatro eserinin bulunduğu kitaptır. Üstadın okuduğum ikinci kitabı bu eser. Tiyatro eseri olarak da ilk defa okuduğum bir kitap oldu.
İki hikâyede de iki erkek karakterin yaşamındaki iki kadın karaktere yaşattıklarından ötürü derin pişmanlığı anlatır.
Kadın karakterlerin gücü ve yıllar içindeki gelişimi çok güzel ifade edilmiş. Birinci hikaye hazin bir sonla biterken ikinci hikâyede mutlu sona tanık olacaksınız.
Birinci hikayeden ziyade ikinci hikaye ben de daha çok etki bıraktı. Kadın gücünü anlatan kitapları seven okurlara tavsiyedir.
Ufuk çizgisi