Kendimin bile şaşıracağı kadar melankolik ve kasvetli resimler ortaya çıkarmıştım. Fakat bu,benim kalbimin en derinliklerinde saklamaya çalıştığım şeylerin suretiydi. Önden bakıldığında gülüyor ve insanları güldürüyor olsa da aslında böylesine melankolik bir kalbi barındırıyordum. Yapacak bir şeyin olmadığını bildiğim için gizlice bunu kabul etmiştim.
İnsan hayatı karşılıklı olarak kandırılıp hiçbir şeyin farkına varmadan birbirlerini incittiği ve bu tuhaflığın bariz bir şekilde ortada olduğu örneklerle dolu. Ancak benim karşılıklı kandırılmaya bir ilgim yok. Ben soytarımla birlikte sabahtan akşama kadar insanlara rol yapıyorum.
Hiçbir zaman adil yargılanmayacağımın çok iyi farkındaydım. Sonuç olarak,başkalarına yardım için başvurmanın bir faydası yoktu. Yapabileceğim tek şey,diye düşündüm,susmak,tahammül etmek ve soytarılığa devam etmek.
İnsanlara karşı her zaman korku dolu bir ürperme hissettiğim ve insan gibi konuşma,insan gibi davranma yeteneğime hiçbir şekilde güvenmediğim için tüm korku ve endişelerimi toplayıp göğsümün derinliklerinde bir kutuya sakladım. Melankolimi ve öfkemi gizlemek için büyük çaba sarf ettim ve bunun yerine kendimi masum bir neşe havası geliştirmeye adadım. Böylece yavaş yavaş eksantrik bir soytarıya dönüştüm.