Ali İmran Suresi 31. Ayet
Eğer Allah'ı seviyorsanız bana(Hz Muhammed'e) uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.”
"İNCİ" Bunu çerçeveletmelisin
31. BÖLÜM 🌹 İnci 🌹 Senelerce platonik olarak sevdiğim adamın artık bir sevgilisi olduğunu öğrendiğim o arkadaş ortamındaydım. Onun her kelimesi, her gülüşü, her bakışı içime saplanan bir bıçak gibiydi. Ama ağlamamalıydım. Hayır, burada ağlamamalıydım. Nefes al, İnci…sadece nefes al…Yapabilirsin. Ama nasıl? Gözlerim doluyor, boğazım düğümleniyordu. Onlar en ince detayına kadar anlatıyor, kahkahalarla gülüşüyorlardı. Ben ise yere bakıyor, dolan gözlerimi gizlemek için yüzüme umursamaz bir maske takıyordum. Her kelime biraz daha eritiyor, içimi yakıyordu. Demek beni sevmemiş… İyi ki duygumu belli etmemişim. Ama… etmediğin için sevmemiş olabilir mi? Sevseydi adım atardı. Zaten neden sevsin ki? Beni neden sevsinler ki… Erkekler gerçekten sevemez ki, onlar sevgi nedir bilmez ki… Üzerler İnci, sadece üzerler… Eve geldiğimde kapıyı sertçe çarpıp odama fırladım. Yastığa gömüldüm ve gözyaşlarımı artık tutamadım. Hüngür hüngür ağladım. Aşk acısı çeker gibi, ihanete uğramış gibi… ama onun bundan haberi bile yoktu. Onu sevmekle, gözyaşı dökmekle suçluymuşum gibi hissediyordum. Ve sonra ne oldu biliyor musunuz? Haberi bile olmadan uğruna gözyaşı döktüğüm o adam, seneler sonra gerçekten beni görmeyi başardı. Bütün yolları denemişti: ayda bir evimize elçi göndermekten mesajlar atmaya, sessizce bekleyişlere kadar… Ama ben her seferinde hayır dedim. Onu tüm platformlardan engelledim. Yine de vazgeçmedi. Benden vazgeçmedi. Belki de anneannem, beni seven onca kişi arasında Emre ile evlenmemi bu yüzden istemişti. Ama ben… herkese olduğu gibi ona da hayır dedim. Sanki senelerce hiç platonik sevmemişim gibi… Bir katı nefesim ciğerlerimi yakarak koşuyordum. Her adımda içimde bir şey daha kopuyor, kalbim
1000Kitap
Reklam
Serin rüzgârlara pencereni aç! Karşında fecirle değişen ağaç, Bak, seyret ağaran rengini ufkun Mahmur gözlerinde süzülsün uykun. İstanbulda bir sahur vakti Hz.Muhammed(s.a.v)Canı Yanan Sabır Etsin Can Yakan Beklesin Canın Yanmasını ALLAHIM SANA HAVALE EDİYORUM KİM CANIMI YAKIYORSA VURAL VURAL· Saat 01.30 u gösterirken ramazan coşkusunu yaşamak için tur acentası ile birlikte yola çıktık insan yola çıktığı zaman canını yakacak insanlarla değil yola çıkmanın yolda olmanın sabrını öğreten insanlarla yol almalıki yapılan yolculuktan lezzet kazanabilsin istanbul yolculuğunun ilk durağı 2009 da duaya ve ibadete açılan çamlıca cami oldu 290 milyon dolara halka ibadete açılan camide sahurumuzu yaptık istanbula vardığımızda gece saat 5 ti istanbulun soğuğundan camii şerifin içine sığındık bekçi amca camide yemek yasak diyip düdüğü çalınca zor ikna edip sabah ezan vakti için camide namaza durduk çamlıca cami aynı zamanda 90 bin kişinin namaza durabildiği dünyanın 4.büyük camiisidir evet peygamberimizin duas Canı Yanan Sabır Etsin Can Yakan Beklesin Canın Yanmasını bizde kılınan namazların bekleyerek can acımızı Cenabı Hakka havale ederek çamlıca camii yapıp emek verenlere teşekkür ettik sahur yemeği bereket vede fazilettir güzel dostlar yanınızda ise dilinizde teşekkür ve şükür farza daha çok kıymet kazanır peki peygamber efendimiz buyuruyorki Bir yudum su ile dahî olsa sahur yapınız o halde ey Rahim ve Rahman olan yediğimiz yemeği içtiğimiz içecekleri kalktığımız sahurları berketinle kabul eyle İstanbul fetih ve ibadet elbisesini giyiyor Mahlûk deccal oldu insan haşarı Asla bilen yoktur hayrı ve şerri Teber çekip şu mağradan dışarı Çıkalım bakalım nic(e)'olsa olsun Geçti Dost Kervanı Pir Sultan Abdal Pir sultan abdalın dediği gibi eşrefi mahlukat olan insan
Din
*ENVER ABİMİZİN VEFATININ ONÜÇÜNCÜ SENESİ ARDINDAN* 13 sene evvelki bugün, 22 şubat 2013... yetim kaldığımız gün. Hüznümüzün, acımızın zirveye çıktığı gün... Dünyanın tadının, zevkinin kalmadığı gün... Abimiz, babamız, Hocamız, herşeyimiz ENVER ABİMİZ'i kaybettiğimiz gün... Enver abimizin anlatılması birkaç satıra sığmaz elbet. O'nun hayatı kitaplara dahi sığmaz… Hatta Enver abimizin hayatı, üniversitede doktora çalışması yapılsa yeridir. Gerçi Huzur Pınarı'nda Enver abimizden hergün biraz mutlaka bahsediyorsak da, bugün vefatlarının sene-i devriyesi olduğundan biraz genişçe bahsedelim inşallah. Yukarıda, resim olarak da, kabrlerinin karlı resmini hususi olarak seçtik… Enver abim kar manzarasını, karlı havayı severdi. Çünki kar, kirleri pislikleri örtüyor, her yer tertemiz görülüyor derdi. Zaten kendisi de herkesin ayplarını, kabahatlerini, pisliklerini hep örtmeğe çalışırdı. Hiç kimsenin hatasını görmezdi. Herkesin, herşeyin iyi taraflarını görmeğe çalışırdı. Onun için kar manzarasının Enver abimiz ile benzerliği vardır. Kar manzarası da, pislikleri örtüp her yeri tertemiz gösteriyor. Tıpkı Enver abiler gibi… Kar yağınca bu sebeple Enver abiler hatırlanıyor. "UNUTMAYALIM Kİ, UNUTULMAYALIM. Unutmazsak, unutmazlar... hatırlarsak, hatırlarlar." Bu sözü sık sık işitirdik kendilerinden, o halde biz de unutmayalım. Arkasından manevi hediyelerimizi gönderelim inşallah. Allahü teala rahmet eylesin, mekânını Cennet eylesin, kabrini Cennet bahcesi eylesin, kabrini nûr-u îmân ile, nûr-u Kur'ân ile pürnûr eylesin. Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" efendimizin ve silsile-i âliyye efendilerimizin şefaatine kavuştursun inşallah. Derecesini âlî eylesin inşallah. Âhiretde bizleri de onunla beraber eylesin inşallah. Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer.... Bâzı
Alıntı
Boşverin haram sevdaları. Boşverin utanmaz bakışları. Boşverin,maddiyata bakıp,maneviyatı yok edenleri. Boşverin siz güzelliğe bakıp,kalbi sıfırlayanları. Boşverin namazda size öncülük etmeyeni. Elinizden tutup,cehenneme sürükleyenleri. Göz bebeklerinize haramsız bakanlara baksın kalbiniz. Kalbinde ihanet olmayanı barındırsın kalbiniz. Siz olmadığınızda da sizin isminizi sayıklayan bir dil zikretsin isminizi. Haramsız ve hatasız. Helâl ve temiz,tertemiz. Sizinle Mekke'ye ,Medine'ye ve Kudüs'e gidecek biri tamamlasın imanınızın yarısını.. Göz bebeklerinize bakarken şükreden,Allah'ı hatırlayan ve hatırlatanı sevsin kalbiniz. Sevin,ama Allah için sevin.Aşık olun, ama bu aşk sizi günaha değil Allah'a götüren aşk olsun. Hz.Ali'nin Fatması olun, Resullallah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'in Âişe'si olun..
1000Kitap
İMÂM-I ÂZÂM'DAN "LİBERAL" ÇIKAR MI?
Sol ideolojiler bilâd-ı İslâm'da köksüz gezinmekten bîzârdırlar. Bir geleneğe yaslanamadıkları için tutunamazlar. Yayılamazlar. Çoğalamazlar. Dal-budak salamazlar. O yüzden "aparmalarla" yollarını bulmak ümidindedirler. Şeyh Bedreddin'in (kuddisesirruh) sosyalist-komünist taifenin gözünde "yeniden keşfedilişi" böyle bir şeydir. Fıkıhta duruşu "mutaassıb hanefî" diye tarif edilen, tasavvufta meşrebi "vahdet-i vücûd" olan bir âlimin, birdenbire solcuların gözünde "ilk devrimci" noktasına gelmesi, köksüzlüğün mecburiyetindendir. Nitekim, bir kısım liberaller için de İmâm-ı Âzâm rahimehullah, zaman zaman böyle bir ümidi temsil eder. Onun Abbasî Halifesi Mansur döneminde, kendisine uygulanan bütün eziyetlere rağmen, kadılık görevini kabul etmeyişi, liberaller için "otoriteye karşı koyuş" mânâsına gelmektedir. Buradan hemen şöyle bir genel-geçer(!) okumaya sıçrarlar: Eğer bir insan kemâl sahibi olmak istiyorsa illâ otoriteye karşı durmalıdır. Liberaller bu kaşıntıyı ekmedikleri hiçbir dokuda tutunamadıkları için şu mesaileri kaçınılmazdır. Birey, bir histeri düzeyinde, sert esen yelden bile "Birileri otorite mi kuruyor yoksa?" diye huylanmadıkça, alınganlaşmadıkça, liberalizm 'hürriyet' düşlerini gördüremez. Hani hep denir ya: Fransız devriminin "hürriyet, uhuvvet, müsavat" üçlüsü üç farklı ideoloji elinde paylaşılmıştır. Liberalizm "hürriyet"i almıştır. Milliyetçilik "uhuvvet"i kapmıştır. Sosyalizm de "müsavat"a çökmüştür. Ancak mevzu imamlara çıkarıldığında, Mezhepler Tarihi müellifi Muhammed Ebu Zehra merhum, üç duruş olduğunu belirtir: **1) Ne para yardımı ne görev kabul edenler: İmâm-ı Âzâm, İmâm Ahmed vs. gibi isimler. 2) Hem para yardımı hem görev kabul edenler: İmam Şafiî, İmam Muhammed, İmam Ebu Yusuf vs. isimler. 3) Yalnız para yardımını
İmâm-ı Âzam
Reklam
Reklam