Hey tanrım!O zamanlar ruhumun hiçbir yeteneği boş çıkar mıydı?O zamanlar yüreğimin tüm evreni kucaklamadaki şaşılacak gücü,onun önünde kendini bütünüyle ortaya koymaz mıydı?Yüreğin derinliklerinden yükselen ürpermeler ve iki ruhun yüz yüze şimşeklenmesi,aramızdaki bir ruh alışverişine benzemez miydi?
Ah onunla her sohbetimiz ve iğneli şakalarımız dahil her sözümüz inci gibi inceltilmişti.
Oysa ben sevgiliye bir zamanlar sarılmıştım,kalbinin atışlarını duymuştum.Yüce yaradılışı önünde kendimi benliğimin üstüne yükselmiş gibi görürdüm.Çünkü onun yanında sezgi gücümün doruğuna çıkardım.
Ah,sen bu yüreği bilmezsin!O ne deli,ne uçarıdır bilsen!Bunu sana mı soruyorum?Sen ki benim tehlikeli bir durgunluktan coşkun bir sevince,tatlı bir hüzünden azgın bir çarpıntıya düştüğüme tanık olarak,kaç kez benim için kaygılanmış,üzülmüşsündür.
Sevgili dostum,sana söz veriyorum;artık kendime çekidüzen vereceğim.Artık eskisi gibi yaşamın kederlerini her zerresine varıncaya kadar tatmak istemiyorum.