sevvalhoca

sevvalhoca
@sevvalhoca
sefer de içimde tahammül de. 0604
öğretmen
18 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·124 syf.··
2021 1. kitabı
Hikâyenin kahramanı İlhan, babasının bir zamanlar nasıl bir düşünceye sahip olduğunu, kütüphanelerinin tozlu raflarındaki dergilerleri incelerken şahit olur. Babası ve dava arkadaşlarını yazılarından bir bir tanır. Davası için her türlü fedakarlıkları yapan Murat’ı , Kerim’i.Diğer taraftan doktor Ayhan, bakan Yunus ve babası Asım gibi bir zamanlar ki davalarının tam tersini yapan herkesi. Hayatın gerçeklerinden köşe bucak kaçan insancıkları da tanır. Oysa bu dava arkadaşlarının hepsi gençken davalarını şöyle tanımlarlarmış: “Bizim hareketimiz mesuliyet hareketidir. Davamız hayata uymak değil, hayatımızı hakka uydurmaktır.’’  Sonuç olarak, sindirilmemiş, hazmedilmemiş bir dava, ne kadar savunulursa savunulsun zamanla bireyi terk edeceğini, bu terk ediş neticesinde dünyanın kölesi olan insanların civanmert dava erlerine her zaman özendiklerini ve yaşam boyu mutsuzluk motifli ‘keşkelerle’ yaşadıklarını bu hikâye ile adeta temaşa ediyoruz.
Ya Tahammül Ya SeferMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201315,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kendi dilinden Mustafa Kutlu Hikayeciliği
Puan vermedi·211 syf.··
2021 2. kitabı
“Hikâyenin bendeki karşılığı hâlimi arz etmekten ibarettir. Görüp gözlediklerimi yazarken dahi budur. Elbette ki bu arz-ı hâl nihayetinde Yaradana yalvarmaktan ibaret olmalıdır. Metinlerin dış yüzünde böyle bir şey olmayabilir. Ama ‘her şey niyete göre’ değil midir? Kendini yazan biri değilim, bu bağlamda toplum ve onun meseleleri bir öncelik kazanıyor. Ancak, ferdî olanla ictimaî olanı ayırt etmiyorum. Bunlar birbirlerini var eden şeyler. Dert müşterektir. Uhrevî ile dünyevî olanı birbirinden ayırmamak gerekir. İster ferdî ister ictimaî olsun yazdıklarım “terceme-i âhın” tezahürüdür. Ferdi daima cemaatin içinde tahayyül ederim. Yalnızlık Allah’a mahsus. Nasıl yazıyorum? Yakışık almayacak belki ama, şairlere benzer şekilde. Cilt cilt kitap yerine bir mısra-ı berceste’nin daha dokunaklı olduğuna inanırım. Dolayısıyla mümkün olan en kısa metni yazmaya çalışırım. Hikâye bu sebeple beni çekiyor. Şiirin maverasına ulaşmasa dahi yoğunlaşmış bir söz yumağı. Bir cümle, bir mısra, bir türkü, bir manzara, bir olayın başlangıcı, sonucu, ne bileyim beni uyaran bir şey, yazmaya iter. Ne yazacağımı ancak hayal-meyal bilirim. Tabii ki benim de izini sürdüğüm konular, kişiler, meseleler var; bir yazarın dünyası işte. Hikâyenin adı ve ilk cümlesi benim için muharrik bir güçtür. Onun peşine düşüp giderim. Yazarken başka bir zamana, başka bir mekâna âdeta iltica ederim. Ayıptır söylemesi trans hâli gibi bir şey. Zaten bütün iş bir iki saatte olup biter (Kısa yazıyorum ya). Yeniden bu dünyaya avdet etmiş gibi olurum. Bu yazma süreci işin en hoş tarafıdır. Öyle ızdırap çekerek falan yazmıyorum. Bilakis yazdığım anlar, çok mutlu olduğum anlardır. Sonra her fani eylem gibi bu da bitiveriyor. Geride kalan bir ‘boşluk’. Bu da beni meyus ediyor. Bir daha yazabilecek miyim endişesi. Yazdığımı
Mustafa Kutlu
Mavi KuşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201114,9bin okunma