"Sahip olmak" ilkesinde inanç, emin olma ihtiyacı duyan ve yaşamda bir anlam bulmak isteyen ama bunu kendi başına arama cesareti gösteremeyenler için bir koltuk değneğinden öteye geçemez.
"Sahip olmak" ilkesinde inanç, akılcı bir kanıtı bulunamayan şeyler konusunda bir çözüme sahip olmaktır. Kişi bu durumda başkaları (özellikler bürokrasi) tarafından formüle edilmiş bazı klişeleri, kendi inancıymış gibi benimser. Çünkü aslında o bürokrasinin tutsağıdır. Ve bürokrasi gibi güvenilebilir(!) bir güce inanmakla da, kendini emin hisseder. Böylesi bir inanç, büyük bir gruba girebilmek için satın alınan bir bilet gibidir. Hem bu yolla kişi, kendi başına düşünmek ve karar vermek gibi görevlerden de paçayı kurtarmış olur. Artık o, doğru inanca sahip "beati possidentes"lerden, yani şanslı kişilerden biridir. "Sahip olmak" kökenli inanç, kişiye bir güven duygusu verir. Bu inancı yayan ve koruyan kişilerin güçleri sarsılmaz gibi görüldüğü için de, bireyler bu inanca sahip çıkmakla, en doğru ve şaşmaz gerçeğe vardıklarını sanır. Yalnızca bağımsızlığını feda ederek, böyle güvenilir bir inanca sahip olmak, günümüzde çok kişi için bulunmaz bir nimettir.
Kısaca kral çıplak bile olsa, herkes onun güzel giysiler taşıdığına inanacaktır.*
* Fromm burada, şu küçük öyküye atıfta bulunuyor: İki dolandırıcı bir gün aptal bir krala gelerek, ona çok güzel elbiseler dikmek istediklerini söylerler. Olmayan bir kumaştan bir elbise dikerler ve öyle güzel dil dökerler ki, kral üzerinde elbise olmadığını fark etmez. Dolandırıcıların etkisi altında kalarak, çok güzel bir elbiseye sahip olduğunu sanır ve bol para vererek adamları yollar. Çevresindekiler ortalıkta bir elbise olmadığını görmektedirler. Ama krala olan saygıları ve ondan korkmaları, bazılarının da her şeye kafa sallayanlardan olmaları ve kralın "var" dediğinin, var olduğuna inanmaları nedeniyle, kimse ona bu gerçeği açıklayamaz. Derken önemli bir tören günü gelir. Kral, olmayan elbisesini giyip, halkının önünden geçer. Kimseden çıt çıkmamaktadır. İşte o anda, korku ve kamuoyu baskısı gibi şeylerle gözleri perdelenmemiş olan bir çocuk: "Aa... kral çıplak, hiçbir şey giymemiş üzerine!" deyince, herkes gülmeye başlar. Adeta gözleri açılmıştır. Ve kral da o zaman anlar gerçeği, dolandırılmış olduğunu.