"Öyle ya, güneşin doğrudan ortasına uçmak gerekmez, ama güneşin arada bir vurduğu ve insanın azıcık ısınabildiği dünyanın temiz bir köşesine gidip sığınmak yeterlidir."
"Bir mezarda gömülü olan kalp ne kadar tutkulu, ne kadar günah işlemiş, ne kadar asi olursa olsun, üstünde yeşeren çiçekler bize, masum gözleriyle, sakince bakarlar... Bu çiçekler bize, yalnız sonsuz hareketsizliği, her şeye ilgisiz olan o büyük hareketsizliği anlatmazlar; onlar bize aynı zamanda sonsuz bir anlaşmayı ve ebedi bir hayatı da anlatırlar."
"Ufak tefek biçim ayrılıkları hiçbir şey anlatmaz! Bütün diğerlerine dair hir hüküm verebilmek için bir insan örneği yeterli. İnsanlar ormandaki ağaçlar gibidir. Hiçbir botanik bilgini tüm kayın ağaçlarıyla ayrı ayrı ilgilenmez."
"Bak, akçaağacın kuru bir yaprağı kopup, yere düşüyor," dedi. "Yaprağın düşüşü kelebeğin uçuşuna ne kadar da benziyor! Garip değil mi? En hüzünlü ve ölü bir şey, en canlı ve neşeli olana ne çok da benziyor!"
"İnsan rüzgarın esişini, güneşteki değişiklikleri, özetle her şeyi anlayabilecek durumdadır. Ama başkasının neden kendisinden farklı silebileceğine akıl erdiremez!"