İnsanlar büyüyüp yaşlanıyor ve en başta Allah’ın huzurunda olan ruh sürekli içimizde nuru aramaya devam ediyor. Ama çoğunlukla beden egemen oluyor, beden hakimiyeti ele geçirdiği zaman insanoğlu bedensel ihtiyaçlarına saplantı haline geliyor; yemeğe saplantı haline geliyor barınağa, arzularına, şehvetlerine, bir aile kurmaya, daha fazla birikim yapmaya bağımlı oluyor. Herkes bedeninin ihtiyaçlarını karşılamak için mücadele ediyor, mal mülk biriktiriyor ama içimizdeki ruh açlıktan ölmek üzere çünkü ruh bu dünyadan değil buradan gelmedi gökten geldi ve bu dünyadaki hiçbir şey onu besleyemez. Bedenimiz topraktan yaratıldı ve o toprak dünyaya ait dolayısıyla bedenin tüm ihtiyaçları ve arzuları dünyada karşılanıyor ama bu dünya ruhumuza hitap etmiyor onun ihtiyaçları karşılanmıyor o gökten geldi ve yalnızca göksel olanla beslenebilir o da vahiydir vahyin amacı ruhumuzu beslemektir.
Allah sonsuza uzayan bir salih amel listesi yapmamış sizden temel amelleri istiyor bu durum Resulullah’a gelen ve ”Bana öyle bir öyle bir şey söyle ki cennete gireyim.” diyen adamın durumu gibidir. Resulullah “Tamam otur sana kalbini temizlenmesi için 800 şey söyleyeyim”demedi. Sadece sinirlenme dedi, birine de annene iyilik yap dedi, birine lâ ilahe illallah de sonra istikamet üzeri ol dedi. Herkese aynı tavsiyeyi vermedi. İnsanları psikolojik ve manevi yönden teşhis etti ve onlara üzerinde çalıştıkları takdirde daha iyi bir insan olabilecekleri yalnızca bir şey söyledi, insanlara amel üstüne amel yüklemedi. Mescide sabah namazı için erkenden gelenler vardır bunlar ibadetlerinde hassastırlar, nafile oruç tutarlar. Bazıları da vardır ki İslam’a zar zor tutunur. Bu insanların uzun bir listeye değil tutunacakları sağlam tek bir dayanağa ihtiyaçları vardır. Resulullah asla kimseyi geri çevirip neden tek bir şey istiyorsun en az beş şey istemelisin demedi kimseye böyle davranmadı.
Nihai mahviyet mevkisi bu din sayesinde en büyük haysiyet mevkisi haline gelir. Neden ?Çünkü bir köle sadece efendisini mutlu etmek için uğraşır gerisi umrunda olmaz ve Allah’a köle olmayı kabul ettiğimizde “İçinde yaşadığım toplum benim hakkımda ne düşünür?” “Bu toplumun kültürel kodları benim için ne der?” “Hükümet ne düşünür?” “Medya ne düşünür?” “arkadaşlarım ne der?” düşünceleri anlamsız kalır. Biz gerçekten de bunlardan hiçbirini razı etmek zorunda değiliz sadece Allah’ı razı etmeliyiz. Artık modanın kulu değilim, kültürel trendlerin kulu değilim, çevre baskısının kulu değilim, her türlü kulluktan azat oldum çünkü Allahın kulu olmayı kabul ettim düşüncesi özgürlüğün en üst noktasıdır. Eğer Allah’a kul olmazsan başka bir şeylere kul olacağın garantilemiştir. Kulluğun tüm formlarından kurtulmanın tek yolu gerçekten Allahın kulu
olmaktır.
Onlarca hayali balonun iplerini tutar, onların gücüyle süzülürdüm sanki. Bindiğimiz otobüs kayar giderdi yolda. Ne otobüs kokusu duyardım ne sıcağı ne soğuğu... Balonlar götürürdü beni babamın evine. Orada ne kadar kalırdık hatırlamıyorum. Kimse bana "Kal burada" demezdi. Ne babam ne babaannem... O balonlar, babamların evin balkonundan tek tek uçardı. Elim boş dönerdim dönüş otobüsüne.