Steinbeck romanında ;ufacık bir toprak parçasının üstünde yaşamaya alışmış halkı tarımda makineleşmeyle birlikte otoyollara atılmasından bahseder.
Joad ailesi otoyollara dökülür ve tabii onlar gibi binlere kişi. Güzel hayallerle arabaya binen Joadlar zor bir yolculuk sonunda Kaliforniya ya varır fakat hayalleri kısa sürer çünkü insanın insana yaptığı kötülükler, akşam yemeği yiyemeyen çocuklar, iş bulamayan iş bulsada köpek gibi çalıştırılıp sonunda üç beş kuruş kazanıp boğazlarından bir parça hamur geçsin diye çalışan insanlar burada başlar.
Yerli halk ilk başta bu insanlara acısada bu acıma zamanla nefrete dönüşür. Çünkü çocukları açlıktan ölen bir babanın ölüm korkusu yoktur. Kısa süre içinde polisler yol üstündeki kampları yakmaya insanları ölüme göndermeye başlar. Tarlada çalışan işçilerin aldığı parayı yarıya indirirler bu da dolaylı olarak ölmelerine yol açar.
Kitap yaklaşık 100 yıl öncesini anlatmasına rağmen günümüzle birçok ortak yönü var. Her sabah 6 da kalkıp, çocukları uyudukları zaman eve giren, üç kuruş daha kazanıp ailesinin isteklerini karşılamaya çalışan, kredi kartlarının kölesi olan binlerce insanla hasat mevsimine denk gelip üç beş kuruş kazanıp çocuklarının gözlerinin önünde erimesini seyreden 1930lu yıllarının insanından bir fark göremiyorum. Her şey aynı kapitalist sistem zengini daha çok zenginleştiriken fakiri daha çok borç batağına sokması. İşçi vergilerinin yükseltilmesi çalışma saatlerinin arttırılması, alım gücünün azalması, halkın sürekli çalıştırılıp düşünmesine fırsat vermeyip koyunlaştırılması anlatılmakta
Kitabın değindiği bir diğer konuda annenin ailedeki en güçlü kişi olması, zor kararlar vermesi ve yaptığı fedakarlıklar sayesinde ön plana çıkmasıdır.