“Ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz.” Bu cümleyi belki bin defa görmüştüm fakat hikâyesini okumak bambaşkaydı.
İnsanlık merhamet edilmeye muhtaç, bu kesin! Fakat Necip Fazıl insanlığın daha çok “merhamet etmeye” muhtaç olduğunun üzerinde duruyor. Merhamet edebildikçe insanız, bağışlayabildikçe ‘bağış’lanırız.
Hafızanızda ve kalbinizde iz bırakacak kitaplardan, hem özel hem meslek hayatımızda bu kitabın düsturuyla hareket etmek hepimize nasip olur inşallah.
...bütün bunların kanunlarını bilmiyoruz da, kanun çıkarmaya kalkıyoruz. Bir şey olmasın diye mi, olsun da yapılmasın diye mi? Sen kaplanı yetiştir, besle sonra pençe atıyor diye boynuna kement at, ipe çek! Yazıktır kaplana, günahtır kaplana! Kanunu, bir şey ortadan kalksın yapılamaz olsun diye değil, bizim başka türlü yaptığımızı, bazıları bu türlü yapmasın diye çıkartıyoruz.
Gelin çocuklar, kumar masasına dizilip hep beraber ağlayalım!... Sebep mi istiyorsunuz? Çok!.. Gündüzün bitişinde gece, düzlüğün yanında uçurum var diye... Gençliğin ötesinde ihtiyarlık, kavuşmanın berisinde ayrılık, ekmeğin ucunda açlık var diye katıla katıla ağlayalım!.. Çocuklar; dünya bir gözyaşı evinden başka ne olabilir? Ağlayanlardan olmak dururken, üstelik ağlatanlardan olmak revâ mı?