SÜRPRİZ KAÇIRAN VARDIR!!!!
Kitap baş karakterimiz Alex'in başından geçen olayları ele alıyor. 1961 yılında yazılmış olan kitabın ilk bölümünü kendinizi zorlayıp bitirebilirseniz; diğer iki bölüm çok daha keyifli hale gelecektir. İlk bölümü okumak bolca şiddet, argo ve tecavüz içerdiği için zordu. (bir ara yarım bırakmayı düşündüm)
Karakterin o yaptığı kötülükler için başta ne kadar kızsam da, zamanla onun bize hitap edişinden midir bilinmez çok sevdim. Ve -tabii ki- ilerleyen bölümlerde başına gelenlere çok üzüldüm. Alex'i "ıslah" adı altında doktorlar öyle şeylere maruz bırakıyor ki resmen insanlık suçu!
4 kişilik bir çetenin liderliğini yapan Alex, bir gün yine hırsızlık için girdiği yaşlı kadının evinde polislere yakalanır. Arkadaşları da kaçıp, onu orada bırakır. Bütün suçun yaptırımlarını üstlenmek zorunda kalır. 2 yıl hapishanede kaldıktan sonra İçişleri Bakanı suçluları topluma kazandırmak adı altında "Ludovico Yöntemi" ne maruz bırakır. Her gün vahşet dolu görüntüleri ona gözünü kırpmasına bile izin vermeden izlettirirler. 37 günün sonunda onun ıslah olduğuna karar verip, gösterişli bir şovla onu salıveriyorlar. Alex, gerçekten de yapılan tedavi sonucu kötülüğü kafasından geçirdiğinde bile midesi bulanan bir insan haline dönüşür. Çıkar çıkmaz da ailesinin yanına gider ama beklediği şefkati göremez. Annesi de babası da şaşkındır. Ve onun odasını kiralamışlardır. Alex, evden bir hışım çıkar ve ne yapacağını bilmeden dolaşır. Sonunda bir şekilde yolu karısına tecavüz edip öldürdüğü, OTOMATİK PORTAKAL'ın yazarı F. Alexander'la kesişir. Yazarın onu tanımamasını fırsat bilip; karnını doyurur, içini döker. Yazar da ona iyi davranır ama bu sefer de siyasetin kurbanı olacaktır Alex. Artık yaşadıklarına dayanamayan Alex, kendini öldürmek ister. Onu bile beceremez. Hatta