Yürü, ey seyyah-ı avare yürü, durma yürü! Koymasın seni rah-ı visalden ezvak-ı misal. Bu bedai, bu letaif, hemi rüya ve hayal, Yürü, ey zair-i biçare yürü, durma yürü! Yürü ki, müzhet-i vuslatta teali göresin, Yürü, aslında fena bul, budur etvar-ı kemal. Yürü, alâyişi terk et içersin ke’s-i visal, Yürü ki, saha-i hîçîde tecelli göresin. ... Ey seyahat eden avare! Yürü, durma, yürü Bu âlemin zevkleri seni vuslat yolundan alıkoymasın Bu güzellikler, bu latiflikler, hepsi bir rüya ile hayal Yürü zavallı ziyaretçi! Yürü, durma, yürü Yürü ki vuslatın nezihliğinde yüceliş göresin Yürü, aslında yokluğu bul. Olgunluk tavırları budur Yürü, gösterişi terk et; vuslat kadehinden iç Yürü ki hiçlik alanında tecelliyi göresin.
Sana bir parantez açtım hayatımdan:Acılarımla ilgilen!
Aklıma ilk gelecek şeysin Cehennemden sigaramı yakarken Şu seyyah kalbime pusu kurmaya hazırlanıyorsun biliyorum Oysa askıya alındı aşk gönlümün sahralarında Tedavülden kalktı ölümcül kelimeler Sensizlik kanıtlayamadığım bir suç Çünkü plansız sevmiştim seni Yağmalanmış bir kervan gibi… Damlayı deryadan ayırabilirsem eğer Az kullanılmış bir tabutla Evinizin önünden geçeceğim gururla Yıldırım Kerem Çambel
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ben Denize Aşığım
senin gibi sevgilim, sevgi dolu ve bazen senin gibi deli dolu bir göçebe, bir seyyah bazen senin gibi gizemli bazen senin gibi üzgün kimi zaman sessizliğe bürünmüş ben denize aşığım...
“Derdin ölçütü neydi sahi: Kaç insan öldürünce zalim, kaç kitap okuyunca alim, kaç kilometre yol gidince seyyah, kaç diyar görünce gezgin, kaç hezimetten sonra bezgin olurdu ki insan? Kaç olunca çok; kaçta kalınca azdı rakamlar? Neye göre, kime göreydi ölçüt? Aynı su değil miydi, patatesi yumuşatırken yumurtayı sertleştiren? Neydi ki bizi üç günlük dünyada kalp kırmaya yönelten sebepler? Derdin ölçütü neydi sahi? Ekmeği bayat olanın yanında pırlantası küçük olanın da derdi dert miydi gerçekten? Tüm bunlara verilecek cevap, bir tebessümden ibaret olamaz mı peki? Hayat kısa, gidilecek yol uzun.
Seyyah oldum pazar pazar dolaştım Bir tüccara satamadım ben beni... Aşık Mahzuni Şerif
Alıntı
​"Dervişe sordular; Açılır mı bir gün kapılar? Derviş cevap verdi; Tasalanma Seyyah-ı Avare, Rahmet kapısı her daim açıktır. Sen kendine sor bakalım gönül kapın açık mı?"