Hilal Taşcı

Hilal Taşcı
@seyyahkutuphaneci
Sahtekârlığın evrensel düzeyde egemen olduğu dönemlerde, gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir. I George Orwell
Geç Kalmış Duyguların Hikâyesi
7/10
·272 syf.·
2026 22. kitabı
Beni Asla Bırakma benim için en çok hüzün ve yalnızlık hissi bırakan kitaplardan biri oldu. Olaylardan çok karakterlerin iç dünyası ve kabullenişleri etkiledi beni. Özellikle her şeyin “normal” gibi yaşanması ama aslında derin bir eksiklik hissinin hiç kaybolmaması çok çarpıcıydı. Kathy’nin anlatımı sakin ama düşündürücüydü; Ruth, Tommy ve Kathy arasındaki ilişki ise zamanla daha çok “kaçırılmış fırsatlar” ve “geç kalınmış duygular” gibi hissettirdi. Kitap bittikten sonra geride kalan şey hikâyeden çok bir duygu oldu: sessiz bir hüzün ve yalnızlık.
Beni Asla BırakmaKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 202512,3bin okunma
Reklam
İyilik nedir?
8/10
·128 syf.·
2026 21. kitabı
Sayfa sayısı az, dili oldukça akıcı ve kolay okunuyor; ancak Gloria'nın hayatını, yaşadığı yoksulluğu, hayal kırıklıklarını ve maruz kaldığı istismarı düşündükçe kitap zihnimde giderek ağırlaştı. Başlarda Gloria'nın öfkeli ve karamsar tavırları beni rahatsız etmişti. Fakat geçmişine dair parçalar ortaya çıktıkça ona kızmak yerine onu anlamaya başladım. Aslında onun umutsuzluğu, yalnızca kişisel bir ruh hâli değil; yaşadığı hayatın ve dönemin acımasız koşullarının bir sonucu. Kitapta beni en çok etkileyen noktalardan biri Robert'ın dedesinin sakatlanan atı vurmasını anlatan bölümdü. Dedesinin bunu bir merhamet ve iyilik olarak görmesi beni derinden sarstı. Çünkü bu sahne, iyilik kavramını yeniden sorgulamama neden oldu. Bir canlı artık yalnızca acı çekiyorsa onu yaşatmak mı iyiliktir, yoksa acısını sonlandırmak mı? Roman tam da bu rahatsız edici soruyu okurun önüne bırakıyor. Buna rağmen kitabın sonu beni hayal kırıklığına uğrattı. Gloria'nın yaşadığı onca acıdan sonra, küçük de olsa bir umut ışığı görmek istedim. Belki de bu yüzden son sayfaları kapattığımda üzüntüden çok burukluk hissettim. Ancak sanırım yazarın amacı da buydu: Okura teselli vermek değil, onu rahatsız eden sorularla baş başa bırakmak. İnce bir kitap olmasına rağmen uzun süre etkisinden çıkılamayacak, insanın merhamet, umut ve yaşam üzerine düşünmesine neden olan güçlü bir roman.
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 20269 okunma
6/10
·200 syf.·
2026 19. kitabı
Zihninizi dinlendirecek, oyalayacak tarzda hafif bir şeyler arıyorsanız okumanızı öneririm. Dili sade, olaylar karışık değil. Ciddi okuma açısından öneremem.
Kırmızı Defterli KadınAntoine Laurain · Monokl · 2018276 okunma
Tünel: Bir Zihnin İçine Sıkışmak
9/10
·152 syf.·
2026 18. kitabı
Kitap kısa sürede bitti ama zihnimde bitmedi, bitmeyecek gibi de görünüyor. Pablo Castel’in düşünceleri, şüpheleri ve kontrol etme isteği zamanla beni de içine çekti. Başta “anlamaya çalışan bir insan” gibi görünse de ilerledikçe bunun bir saplantıya dönüştüğünü hissettim. Belirsizliğe tahammül edememesi ve her şeyi kesinleştirme çabası onu giderek daha karanlık bir noktaya taşıyor. Maria ile olan ilişki ise benim için en büyük belirsizliklerden biri oldu. Maria’nın ne hissettiğini tam olarak çözememek, bazen yaklaşması bazen uzaklaşması bu gerilimi daha da artırdı. Ama aynı zamanda Castel’in zihnindeki yorumların da gerçekliği ne kadar yansıttığı sorusunu aklımda bıraktı. Kitap boyunca en çok rahatsız olduğum şeylerden biri Castel’in kadınlara yönelik aşağılayıcı ve öfkeli tavrıydı. Özellikle bu öfkeyi kontrol edememesi ve dışa vurması beni rahatsız etti. Sonunda net cevaplar değil, belirsizlikler kaldı. Ama tam da bu yüzden kitap zihnimde devam ediyor gibi hissediyorum. Yakın zamanda okuduğum kitaplar arasında derinliği, kurgusu ve üslubu açısından en etkileyicilerden biriydi.
TünelErnesto Sabato · Ayrıntı Yayınları · 20001,058 okunma
10/10
·128 syf.·
2026 14. kitabı
Yazarla yeni tanıştım, yazarın hem hayatı hem de kitabı beni derinden etkiledi. Yaşadıkları, verdiği hayat mücadelesi, ailesi tarafından ilgi ve sevgi görmemesi, kendini hep yalnız hissetmesi… Ama buna rağmen kaleme sarılması, acılarını, içinde yaşadıklarını, paylaşamadıklarını bu şekilde dile getirmesi çok etkileyici. Mesela malum olaydan sonra acısını hamburgere odaklanarak geçirmeye çalışması, sonra komşularının çocuğunun anne babası tarafından sevilmesini görüp kendi ailesinin yaklaşımıyla kıyaslaması, tenis ayakkabılarının eskiliği, yenisini alacak paralarının olmaması, yaşlılarla kurduğu ilişkiler… Toplumda “tuhaf” olarak etiketlenecek türden biri. Ama tüm bunlara rağmen hayatını, yazdıklarını duyurmayı başarmış. Tabii kendisinin bunu fark ederek gittiğini düşünmüyorum. Yazarın intihar etmesine de çok üzüldüm. Hayatını bu şekilde sonlandırmasını haksızlık olarak görüyorum. Beni bu kadar derinden etkileyeceğini düşünmüyordum. Okumanızı tavsiye ederim.
Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp GötürmeyecekRichard Brautigan · Epona Kitap · 2026216 okunma
Reklam