Beslenmesi üç ay gerektiren bir tırtılı, birkaç günde tıka basa yedirmeyi deniyordu. O kadar aceleciydi ki, bunun iyiye varmayacağını biliyordum. Günümüzde, insanlar her şeyi hemencicik elde etmek istiyorlar, arzularını canları çektiğinde hiç beklemeden tatmin etmenin peşindeler ama ben onlar gibi değilim, daha eski kafalıyım, geleceği kurmak ve her şeyin zamanla gelişmesini beklemek hoşuma gidiyor.
Tanrı seni sevmiyor olabilir. Bu da bir olasılıktır. Belki de Tanrı bizden nefret ediyordur. Hayatta olabilecek en kötü şey değil bu.
Tyler’ın bakış açısına göre, kötü şeyler yaparak Tanrı’nın ilgisini çekmek, hiç ilgi görmemekten daha iyiydi. Belki de Tanrı’nın nefreti Tanrı’nın kayıtsızlığından daha iyidir.
Tyler Durden’a göre biz Tanrı’nın ortanca çocuklarıyız. Tarihte özel bir yeri olmayan, özel ilgi görmeyen kimseleriz. Tanrı’nın ilgisini çekmediğimiz sürece ne lanetlenme umudumuz olabilir, ne de kurtuluş umudumuz.
Hangisi daha kötü cehennem mi, hiçlik mi?
Ancak yakalanır ve cezalandırılırsak kurtarılabiliriz.
“Louvre’u yakacaksın” diyor tamirci çocuk, “ve Mona Lisa’yla kıçını sileceksin. Böylece en azından Tanrı isimlerimizi bilecektir.”