Nihayet dev gibi adımlarla ilerleyen Alman kuvvetlerinin Paris önünde uğradıkları akıbet herkesin malumu oldu. Bütün memleketin bence açık bir felakete atılmış olduğunu gördükten ve bütün Türk ordusunun, bu felaketi, ne olursa olsun, önlemek için kanını dökmeye hazırlanmasından başka çare kalmadığını anladıktan sonra benim hâlâ Sofya'da Kordiplomatik içinde rahat salon hayatı geçirmekliğime imkân olabilir miydi? Başkumandanlık Vekâleti'ne müracaat ettim.
Ordu içinde rütbeme uygun herhangi bir vazifenin bana verilmesini rica ettim. Başkumandan Vekili tarafından çok nazik bir cevap geldi: "Sizin için orduda daima bir vazife mevcuttur. Fakat Sofya ataşemiliterliğinde kalmanız daha çok ehemmiyetli telakki edildiği içindir ki sizi orada bırakıyoruz."
Cevap verdim: "Vatanın müdafaasına ait fiilî vazifelerden daha ehemmiyetli bir vazife olamaz. Arkadaşlarım muharebe cephelerinde ateş hatlarında bulunurken ben Sofya'da ateşemiliterlik yapamam. Eğer birinci sınıf zabit olmak liyakatından mahrum isem, kanaatinizi bu ise lütfen açık söyleyiniz."
Uzun müddet cevap gelmedi. O günlerde çektiğim acıyı anlatamam.