İç huzuru ve iç güvenliği kaybolan insanlar, eksiklik ve bozukluklarını dengeleyebilmek için “meşhur” olmak”, “ dikkat çekmek” gibi garip yollara başvurmaya başlamışlardır. Böylece insanlardaki onur ve birlik duyguları zamanla yok olmaya yüz tutmuş, herkes birbirinin üzerinde egemenlik kurmaya çalışır olmuştur. İnsanlar kendilerini artık bir ürün ya da bir eşya olarak görmektedirler. Onurlu olmak, kendini pazarlayabilmek ya da başarılı olmak ile ölçülmeye başlanmıştır.
Adı yoktur hasedin; kimse yakasına yakıştırmaz. Bencillik tartıya gelmez; pek hafif gibidir. Hırs bağırıp çağırmaz; sanki nefes almaz, aldırmaz. Ümitsizlik görüntülere düşmez; gölgede sabahlar. Şehvet yüzünü göstermez; şeffaftır. Zayıftır aldırışsızlık; rengi siyaha çalar. Kırıldı kırılacak sanki nankörlük; ele gelmez.
Kendine ‘ben’ diyebilmen Rabbinin seni ‘sen’ diye bilmesinden başka ne ki? Kimselere görünür değilken, Rabbin gördü seni. Sen bile ortalıkta olmayışına aldırışsızken, senin meydana gelmende ısrar edendir Rabbin. Kimsenin görmeye değer bulmadığı seni, görülmeye değer görendir Rabbin. Rabbinin görmeye değer kıldığısın sen.