Şafak KESKİN

Şafak KESKİN
@sfkkeskin
Güney Kore
Ordu
14 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Winston kızla konuşurken bağnazlığın ne olduğunu dahi bilmeden bağnaz gibi görünmenin ne kadar kolay olduğunu fark etmişti. Parti'nin fikirlerini dayatmakta en başarılı olduğu kesim, bu fikirlerin ne anlama geldiğini anlayamayanlardı. Bu insanlar gerçeklerin en bariz şekilde çarpıtılmasını kabul edebiliyorlardı çünkü onlardan istenen şeyin ne kadar alçakça olduğunu kavrayamıyorlardı, kaldı ki neler döndüğünü anlayabilecek kadar toplumsal hadiseleri takip de etmiyorlardı. Anlamadıkları için akıl sağlıklarını koruyabiliyorlardı. Onlara sunulan her şeyi yutuyorlardı, hazmedemedikleri olaylar da onlara zarar vermiyordu çünkü kalıntı kalmıyordu. Bir kuşun sindiremeden sisteminden attığı mısır tanesi gibi.
Alıntı
Bir gün yaşayacağı korkunun aklına gelip gidişi ne gariptir. Gelecekte belirli bir gün, doksan dokuzdan sonra yüzün geleceği kadar kesindi öleceği. Kaçmak olanaksızdı, belki ertelenebilirdi; ne var ki ara sıra ne yaptığını bilerek ölüme giden zamanı kısaltırdı insan.
Edebiyat
Eski günlerde, bir erkek, bir kadın vücuduna bakarken onu arzulardı ve hikâye orada biterdi, diye düşündü Winston. Bugünlerdeyse safi aşk veya katıksız arzu hissetmek mümkün değildi. Hiçbir duygu saf değildi, her şeye korku ve nefret karışıyordu. Sarılmalar savaş, doruklar zaferdi.
Edebiyat
Dudakları olmasa güzel denmezdi. Yakından bakınca gözlerinin etrafında bir iki çizgi vardı. Kısa, siyah saçları akıl almayacak kadar gür ve yumuşaktı. Hâlâ kızın soyadını ve nerede yaşadığını bilmediğini fark etti.
Edebiyat
Böyle bir odada, sobanın üstünde kaynayan çaydanlığı dinleyip, şöminenin önündeki koltuğa oturup ayaklarını gürül gürül yanan ateşe uzatmanın, tamamen yalnız ve güvende, gözetlenmediğini bilerek, peşini bırakmayan sesin duyulmadığı, sadece çaydanlığın tıngırdamasını ve saatin dostane tik-taklarını dinleyerek yaşamanın nasıl bir his olduğunu biliyordu.
Edebiyat