M

8/10
·172 syf.··
2021 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2021 01:14
Cavlağı çekmek, marizlemek, cıvır, çakozlamak, b*k püsür, zumzuk gibi argo kelimeleri lugâtıma katmış, roman anlatıcısı baş karakterin garip bir konuşma şekline sahip olduğu, şiddet sahnelerinin tasvir edildiği, beni cidden rahatsız edecek kısımlarda bile bu konuşma şekli nedeniyle rahatsız olmak bir yana; yer yer güldüren kitap. Devletin suç ve hapishanelerdeki doluluk oranını azaltmak için hüküm giyen suçlular üzerinde kimyasal ve fiziksel uyarıcıların kullanıldığı, aslında işkence yönteminden farksız Ludovico tedavisinin baş karakter Alex üzerinde uygulanmasını konu alan kitapta bu yöntem uygulandıktan sonra suç işleme düşüncesi dahi Alex'i hasta ederken, Alex hastalığın etkilerini yaşamamak için daha önce sergilediği kötü davranışları terkeder ancak seçim özgürlüğünün olmaması onu intihara kadar sürükler. Hükümet bu tekniğin halkın sokaklarda daha güven içinde olması ve suç oranının azaltılması gibi nedenlerle uygulandığını lanse ederken aslında bir sonraki seçimlerde de iktidar olma kaygısı gütmektedir.Totaliter bir rejimin varlığını sürdürebilmek için ne kadar ileri gidebileceğini, sonuçlarının insanlık için faydalı olacağı düşünülse bile seçim özgürlüğünü kısıtlamanın nelere sebep olacağını göstermesi açısından ve birçok açıdan çarpıcı bir kitap. Ayrıca kodes papazının Alex ile diyalogunda geçen "Tanrı ne ister? Tanrı iyilik mi ister yoksa iyi olma seçeneğini mi? Kötülüğü seçen bir insan, kendisine iyilik dayatılmış bir insandan bazı açılardan daha üstün olabilir mi?" soruları da üzerinde düşünmeye değer.
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·493 syf.··
2021 2. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2021 15:52
Cemil Meriç; derin bir tecessüse sahip serazad bir düşünce adamı.. Yazarın Bu Ülke kitabını okuyup çok sevmiştim, Kültürden İrfana'yı okuduktan sonra kendisine olan hayranlığım bir kat daha arttı. Kitap, kültür kelimesinin etimolojik kökeni, antropoloji ve sosyoloji alanlarındaki kullanımı gibi konular üzerinde durulduğu ilk kısım hariç akıcı bir kitap. Bu Ülke kitabında yaptığım gibi,bilemediğim her kelimeye bakma alışkanlığımı bırakmam veya Meriç'in dilini artık daha iyi tanımam ile alakası olabilir zira kitabın Osmanlıca kelimelerin sık kullanıldığı ağır bir dili var.Kitapta Batı'nın kültür tarihine katkı sağlayan birçok yazar ve eserleri ile ilgili verdiği anekdotları okudukça Cemil Meriç'in sadece Doğu'nun değil Batı'nın ilmine de oldukça hakim olduğunu anlıyoruz. Bölümlerde bahsi geçen kitapların birçoğunun henüz Türkçe'ye çevrilmediği hatta bu eserlerin yazarlarının Türk aydını tarafından ismen dahi tanınmadığı konusunda çok defa sitem ediyor Cemil Meriç. Teessürünün daha büyük olduğu asıl konu ise kendimizden olana da yabancı olmamız. Yazarın cümlelerinden okuyalım. "Avrupa ilmi, bugün de ister istemez tanımak zorunda olduğumuz mührü açılmamış bir hazinedir. Ama düşünce dünyasında yerimizi almak istiyorsak yapılacak ilk iş kendi düşünce adamlarımızı lâyıkiyle tanımak olmalıdır." " Bize gelince.. Türk aydınları, İslam'ın insanlığa şeref veren büyüklerini ancak batı dillerine aktarıldıktan sonra tanımaya alışkındırlar. Oysa El Biruni Avrupa'ya ondokuzuncu asrın sonlarında mâlum olmuştur. <<The Legacy of Islam>> bu gecikmenin sırrını şöyle açıklıyor: "İslam orta çağındaki alimler de batıdakiler gibi bir çok alanlarda temayüz ederler.Faaliyetlerini yalnız tabiat ilimlerine hapsetmezler. Bu alimlerden en büyükleri: doktor El Razi (865-925) ile El Biruni ( 973
Kültürden İrfanaCemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 19861,025 okunma