Rüya görmek sadece bir iletişim (ya da şifreli iletişim diyelim isterseniz) edimi değildir. aynı zamanda estetik bir etkinlik, bir imgelem oyunu, kendi başına değeri olan bir oyundur. Rüyalarımız bize düş kurmanın olmayan şeylerin rüyasını görmenin- insanlığın en köklü gereksinimleri arasında olduğunu kanıtlar.
o müziği bir daha hiç unutmadı Tereza. Ne zaman duyduysa yüreğinde bir kıpırtı oldu. O anda çevresinde olup biten her şey müzikle halelendi, onun güzelliğine büründü.
Olaylar nasıl gelişirse öyle yaşıyoruz, önceden uyarılmaksızın, rolünü ezberlemeden sahneye çıkan bir tiyatro oyuncusu gibi. Yaşam öncesi ilk prova yaşamın ta kendisiyse, ne değeri olabişir yaşamanın? Yaşamın hep bir taslak gibi olması da bundandır işte. Yok "taslak" da tam anlatmıyor demek istediğimi; çünkü taslak bir şeyin ana çizgileriyle belirmesi demektir, bir resmi az çok ortaya çıkmasıdır, yaşamımız, dediğiniz taslaksa hiçbir şeyin taslağı değildir, bir resmin resme dönüşmeyecek çizgileridir.
Oysa kendisi duraksıyor böylelikle yaşamın en güzel anlarını anlamsızlaştırıyordu. Ne istediğini bilememenin aslında son derece doğal olduğunu anlayıncaya kadar kızdı kendine.Sadece bir tek hayat yaşadığımız için bu hayatı öncekilerle karşılaştıramaz ya da kusurlarımızı gelecekteki hayatlarımızda gideremeyiz; bu nedenle de ne istediğimizi bilemeyiz.
Çok ender yaşanılan kimi aşklar gibi.
Öyle bir aşk yaşamışsındır ki,
bir daha artık böylesini yaşayamam dersin.
Ask sözcüğüne anlam veren,
bedenin tüm hücrelerinde,
sinirlerinin her atomunda duyduğun hir duygudur.
Sonra bir gün, bir rastlantı, yeniden aynı heyecan, aynı coşku, aynı yoğunlukta yaşanan anlar...
Inanamazsın. Bir düsteyim sanırsın. Kitaplar da benim için öyledir.
Eski aşklara dönemezsin, ama eski kitaplara dönebilirsin.