sude

sude
@shakespeares
Ben hangi yalnızlığın tarihi, Hangi umudun Tarih öncesiyim?
o müziği bir daha hiç unutmadı Tereza. Ne zaman duyduysa yüreğinde bir kıpırtı oldu. O anda çevresinde olup biten her şey müzikle halelendi, onun güzelliğine büründü.
sude
The careless whispers of a good friendddd
Reklam
Mart İçin Hoyrat
Sabah erken kalktım dereler buz Tanrı bilir ne zaman döner avcılar Kör Süleyman gece gündüz sayıklar Çadırı yıkılsın da bozulsun bağı Kan izlerini sildi götürdü acı kırağı Dolandım durdum uzun yollarda yalnız Severim gözünü şu halime bak Yaramı saran gümüş telli kavak Döner durur göğün dibinde bir yabana Kartal mı desem peşinde bir alıcı kuş Hakkari Oramar yaylası Van gölü Muş Genç ömrüm bir kürt kilimiydi geçti gitti İnsan yüreği pas tutar derdi babam rahmetli Başında bir solgun poşu ayağında çarpana Gözünü severim bir haber salsana Yüreğimden uçan gümüş telli turna Uyudum uyandım bir uzun gece Ay karanlık devir puşt hava dumanlı Sırtımda bir hançer söğüt yaprağı Düşte gördüm dökülmüş odamın beyaz Kireci bahar gelmeden geçip gitmiş yaz Kimse sormaz aç mıyım susuz mu halim nice Gözünü severim sen söyle kiraz Ağacından doğan gümüş telli saz
sude
Mart bitmeden attım içim çok rahat hanahsnsus
Evet özellikle erkek romanlarında, öykülerinde kadına biçilen en önemli rol erkeğin ona aşık olmasıdır! Yani âşık olunacak bir nesne oluşudur. Ana-bacı rolü de bir iltifattır! İhanet eden, kötücül şeytan kadina ben razıyım. O yüzden Peyami Safa'nın romanlarını yabana at mam. Ama düşünün ki hâlâ cinselliği erkeğin de kadının da sorun olarak yaşadığı bir toplumda, kadının yeniden kapatılmasını isteyen bir toplumda ve isteyerek kapanan kadınların toplumunda neyi tartışıp neyi aşacağız? Bu sorunları bizden yüzlerce yıl önce çözmüş olan Bati romanıyla bizimkinin arasında Şerif Mardin'in öne sürdüğü fark, "demonic" olanın kavranması, bilinmesi olayı... İşin tuhafi, bu edebiyat sadece erkek yazarlarca değil kadın yazarlarca da öylece kabul edilmiş ve benimsenmiştir. Gene de kadın iyiliğini, gizli gözyaşlarını anla tan ağlatıcı edebiyatı, Mükerrem Kamil, Muazzez Tahsin gibi yazarları anmalıyım. Daha üst düzeyde ise H. Edip'in kadın tiplerinin ne denli iffet düşkünü olduğunun üzerinde durabiliriz. Çünkü bu "iffet" Islam toplumunun sizden istediği uyumdur. Oradan sonra fay kırılır gibi olur;1950'lerde başlayan Peride Celalle, Nezihe Meriç'le, giderek benim, Sevgi Soysal'in gözü pek atılımımızla ve Tomris Uyar'ın, Afet Muhteremoğlu'nun, Pınar Kür'ün, Inci Aral'ın ve günümüz daha genç kadın yazarlarının sürdürdüğü değişik duyarlılıklarla... İşte size sözünü ettiğim kadın yazarların edebiyata getirdiği ivme böyle bir şey. Çalıkuşu'nun Feride'sinin olsun, baş ka kadın tiplerinin olsun cinselliği yaşamaktan kaçan, hastalıklı "iffetperestler" durumuna getirilmeleri, bu saptırma, bir dönem "teverrüm edebiyatı" kapsamında sürdürülen çizgi hep böyle yalan bir dünyanın bize öne rilmesini içerir. Bu yüzden kendimi ateşe atarcasına aile kurumuna olduğunca, cinsel tabulara yüklenmekte, aşk
sude
Al bu yaziyi cercevelet duvara as.
Bence bu gibi yakınlıklar kurmanın nedenlerinden biri, benim deliliğe düşkünlüğümdür. Gene belirteyim. Ben insanların tümünün yaralı ve hasta olduklarına inanıyorum. Sanatımın kaynağı da bu her insanda gör düğüm zavallılıkla, delilikle ilgilidir. Sanırım Faulkner'in malzemesi de benzeridir denilebilir.
Sayfa 179·Kitabı okudu
sude
Leyla Erbil ile ayni kisi oldugumu dusunuyorum aksini iddia edenler aglayarak gunlugune yazabilirler.