📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Vadideyken, derin ve karanlık değişim hendeklerine düşebilirsiniz; o süreyi iyi değerlendirin, üzerinde çalışın. Çünkü bir gün dağa çıktığınızda vadiye dönüp bakarken minnettar olacaksınız.
İnsanlık makinelere karşı, onların kararlarını kabul etmekten başka çaresinin olmayacağı bir bağımlılığa sürüklenebilir. Toplumla karşısındaki tehlikeler gittikçe daha girift, makineler de daha zeki hâle geldikçe insanlar sırf makinelerin kararları insanlarınkinden daha iyi sonuçlar getireceği için makinelerin kendi adlarına daha çok karar almasına izin verecektir. Nihayetinde sistemi yürütmek için gerekli kararların insanlar tarafından zekice bir biçimde alınamayacak kadar girift hâle geldiği bir evreye erişilebilir. Bu evrede makineler kontrol sahibi olacaktır. İnsanlar makineleri kapatamayacaktır. Onlara o kadar bağımlı hâle geleceklerdir ki bu makineleri kapatmak intihar anlamına gelecektir.
Üç yaşından itibaren çocukların kendilerine zarar veren sabit bir zihinsel yapıyı benimsemelerinin arkasında, çok masum gibi görünen ve durmadan tekrar edilen bir kelime yatıyor. “Zeki” kelimesi. Ebeveynler çocukları özgüven geliştirsin diye onlara zeki deyip duruyor. Halbuki artık biliyoruz ki çocuğumuzu zeki diye övdüğümüz zaman, çocuğun ilk düşüncesi “Oh be, zekiymişim,” oluyor, ama sonra zorluk yaşadığında, başarısız olduğunda veya herhangi bir şekilde işler yolunda gitmediğinde herkes gibi onlar da "Eyvah, ben zeki değilmişim ki,” diye düşünüyor. Kendilerini sürekli bu sabit fikir üzerinden ölçer hale geliyorlar. Çocukları övmekte sakınca yok, fakat övgünün konusu onların eylemleri ve yaptıkları olmalı; şahısları değil.