şüheda

şüheda
@shda
“Belki de delirdim!”
Felix Guattari
Her ne kadar sahte-toleransını beyan etse de bütün biçimleriyle kapitalist sistem, bütün arzuları... kâr, verimlilik... sömürü, mülkiyet üzerine kurulu kendi totaliter örgütlenişinin diktatörlüğüne... tabi kılmaya devam eder... kendi yasalarını tenimize kazımak için bedenimizi bastırarak, parçalayarak ve ona işkence ederek... yorulmak nedir bilmeden kirli işlerini sürdürür... Organizmalarımıza giden uygun her erişim yolunu kullanarak, ölümcül köklerini içimizdeki derinliklere daldırır.
Sayfa 89 - Otonom Yayınları
ercanscgn. isimli okura yanıt verildi
şüheda
Olsun :)
Reklam
Sokrates'in dünyadaki son gününün öyküsü muhtemelen Avrupa'nın düz yazı edebiyatında yazılan en iyi şeydi. Ölümünden tam iki gün önce 'bir rüyada' uyarılan Sokrates'i, arkadaşları, bir keresinde eve gönderdiği eşi ve çocuğuyla birlikte açıkça istirahat ederken gördü.(Ksantippe ve bebek geceyi hapishanede geçiriyordu.) Her zamanki neşeli istikrarı ile sabrediyor -'eğlence' Thomas More kadar onun da fıtratında vardı- ve iyi bir insan için ölümünün bütün hayatının prova olduğu bir dramada -ruhun beden hapishanesinde veya kafesindeki mahpusluğundan kurtuluşunun dramasında- perdenin kalkışı olduğuna inandığını söylüyordu, Tanrı'nın iyi niyetleri doğrultusunda, ‘gözlerin kristal kafesleriyle' artık 'dikizlenmediği', hakikat ve gerçeğin yüz yüze bilineceği daha iyi bir dünyanın daha büyük özgürlüğü için ruh bedende o ana kadar Tanrı tarafından tutuklu kalmıştı.
Sayfa 82 - Fol Kitap
şüheda
'Felsefe'ye harcanan bir yaşam -hakikat için hakikatin peşinden koşma- bu keyifli ferahlık için uzun bir hazırlıktır, ayrıca bu bizden yalnızca -içimizde düşünen ve bilen- 'ruhu mümkün olduğunca iyi kılmamızı' isteyen Tanrı'nın hizmetinde bulunmaktır. Kendi hayatını Tanrı'ya bu hizmetle geçirdiği için, kendisini bekleyen geleceğe güvenle bakabileceğini söyledi. Thebaili genç arkadaşları Kebes ve Simmias'ın, ruhun bedenin bozulabilir bir işlevinden daha fazlası olamayacağına dair ‘bilimsel' şüphelerden çok sıkıntı çektiğini fark ederek, son sabahını, kendi haklı gerekçeleriyle, 'ruhun bedenden gerçek ayrımı' ve ruhun bedenle doğmadığı ya da ölmediğine, ancak bildiği Hakikat ve İyiliğin sonsuzluğunu paylaştığına inanmanın nedenleri üzerine onlarla akıl yürütmeye adadı. Tüm tartışma boyunca, ölüme karşı çıkılabileceği düşüncesini hiç desteklemeden, rahatlatıcı bir inanca tutunarak kendisini hem gerçekleşmesi an meselesi olan ölüme bağlı olarak depresyondan hem de aşırı kaygıdan kurtardı.
Her şey bana yabancı geliyor. Sanki bir şeylerin arka tarafına geçmişim gibi. Kulpu olmayan bir kapının ar­dındaymışım gibi.
şüheda
Hayır, belki de baştan beri burada olan bir şeyi yeni fark etmiştim. Karanlık. Her şey karanlık içinde silinmiş halde.
Kadınları eşşek sudan gelinceye dek dövmek gerek. Bu iyi, bu kötü demeksizin hepsini. Bugün elli dokuz yaşındayım. Tam yirmi üç yıl evli kaldım. Neredeyse ömrümün yarısı. Karım yanımdan hiç eksik olmadı. Onun için iyi tanırım kadınları. Ne denli cani ruhlu olduklarını çok iyi bilirim. Bugüne dek zehirle işlenmiş cinayetleri şöyle sayın bir, profesör. Bir sürü kitabınız var, açıp bakın bir. Karı milleti korkaktır. İyi bilirim bunu. Karşımda dil uzatan bir erkek olsa, bir vururum, ömrü boyu unutmaz. Ulan sen kim oluyorsun da bana dil uzatıyorsun, derim. Oysa karşınızdaki kadın olunca, işin rengi hemen değişiverir. Hemen kaçıverirler elinizden. Buna yumrukla­rım üzerine bahse girebilirim. Boşuna konuşmuyorum; bakın, siz de görün. Üzerinde bahse girilmeye değer yumruklardır bunlar. Bir kadına ne söylersem söyleyeyim, kılını bile kıpırdatmaz. Neden kı­pırdatmaz? Korkar da ondan! Peki neden korkar? Tabii korkaktır da ondan! Bugüne varana dek kaç kadına nasıl dayak attığımı cidden görmenizi isterdim! Karım, ömrü boyu çürüklerden kurtulamadı. Kızıma gelince, toprağı bol olsun, severdim onu. Sözcüğün tam an­lamıyla tepeden tırnağa kadındı. Ona dayak atmaya daha küçükken başladım. 'Bak dinle,' derdim karıma -kıza dokunmamla birlikte karım haykırmaya başlardı- 'evlendiğinde nasıl olsa bir erkekle yaşa­mayı öğrenmek zorunda kalacak. Onun için daha şimdiden küçük­ken öğrenmeli kendisini neyin beklediğini. Yoksa evlendiğinin ikinci günü kocasını bırakıp kaçar. Oysa ben de kızımı asla karısını dövme­yi bilmeyen birine vermek niyetinde değilim. Böylesine erkek bile demem ben. Erkek dediğin dövebilmeli karısını.
Sayfa 148·Kitabı okudu
şüheda isimli okura yanıt verildi
şüheda
@ByTemel anlıyorum ama yine de alıntıdaki zihniyet korkunç :) (lafım size değil bu arada yanlış anlaşılmasın:) )
Kadınları eşşek sudan gelinceye dek dövmek gerek. Bu iyi, bu kötü demeksizin hepsini. Bugün elli dokuz yaşındayım. Tam yirmi üç yıl evli kaldım. Neredeyse ömrümün yarısı. Karım yanımdan hiç eksik olmadı. Onun için iyi tanırım kadınları. Ne denli cani ruhlu olduklarını çok iyi bilirim. Bugüne dek zehirle işlenmiş cinayetleri şöyle sayın bir, profesör. Bir sürü kitabınız var, açıp bakın bir. Karı milleti korkaktır. İyi bilirim bunu. Karşımda dil uzatan bir erkek olsa, bir vururum, ömrü boyu unutmaz. Ulan sen kim oluyorsun da bana dil uzatıyorsun, derim. Oysa karşınızdaki kadın olunca, işin rengi hemen değişiverir. Hemen kaçıverirler elinizden. Buna yumrukla­rım üzerine bahse girebilirim. Boşuna konuşmuyorum; bakın, siz de görün. Üzerinde bahse girilmeye değer yumruklardır bunlar. Bir kadına ne söylersem söyleyeyim, kılını bile kıpırdatmaz. Neden kı­pırdatmaz? Korkar da ondan! Peki neden korkar? Tabii korkaktır da ondan! Bugüne varana dek kaç kadına nasıl dayak attığımı cidden görmenizi isterdim! Karım, ömrü boyu çürüklerden kurtulamadı. Kızıma gelince, toprağı bol olsun, severdim onu. Sözcüğün tam an­lamıyla tepeden tırnağa kadındı. Ona dayak atmaya daha küçükken başladım. 'Bak dinle,' derdim karıma -kıza dokunmamla birlikte karım haykırmaya başlardı- 'evlendiğinde nasıl olsa bir erkekle yaşa­mayı öğrenmek zorunda kalacak. Onun için daha şimdiden küçük­ken öğrenmeli kendisini neyin beklediğini. Yoksa evlendiğinin ikinci günü kocasını bırakıp kaçar. Oysa ben de kızımı asla karısını dövme­yi bilmeyen birine vermek niyetinde değilim. Böylesine erkek bile demem ben. Erkek dediğin dövebilmeli karısını.
Sayfa 148·Kitabı okudu
şüheda
Korkunç ötesi bir alıntı
Reklam