hazal ✶

hazal ✶
@shieldmaiden
tryna climb a wall that my mind has built ~๑
biyoloji lisans öğr.
eskişehir
ankara, 12 Nisan 2001
1.011 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 2)
200 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
Beyinlerimiz birer anlam makinesidir. “Anlam” diyerek kas­ tettiğimizse beynimizin iki ya da daha fazla deneyim arasında yaptığı çağrışımlarla ortaya çıkar. Bir düğmeye basar ve bir ışık görürüz. Işığı düğmenin yaktığım varsayarız. Bu merkezinde anlamın temelidir. Düğme, ışık; ışık, düğme. Bir iskemle görü­rüz, gridir. Beynimiz renkle (gri) nesne (iskemle) arasında bir çağrışım kurar ve bir anlam oluşturur: “İskemle gridir.” Beynimiz sürekli çalışır, çevremizi anlayıp kontrol edebil­ memiz için durmadan daha fazla çağrışım üretir. İçsel ve dış deneyimlerimiz hakkındaki her şey beynimiz aracılığıyla yeni çağrışımlar ve bağlantılar üretir. Bu sayfadaki sözcüklerden onları deşifre ettiğiniz dilbilgisi kavramlarına, yazdıklarım sıkıcı ya da tekrar haline geldiğinde zihninizde beliren muzır düşüncelere kadar her şey, her güdü ve algı binlerce ve binlerce nöral bağla oluşturulur, birleşir, zihninizi bilgi ve anlayışla aydınlatır. Ancak iki sorun vardır: İlki beyin kusurludur. Görüp duydu­ ğumuz şeylerde yanılırız. Unutur ve kolayca yanlış yorumlarız. İkincisi, kendimiz için bir anlam yarattığımızda beynimiz bu anlama tutunmaya tasarlanmıştır. Beynimizin yarattığı anla­ ma bağlanır ve onu bırakmayız. Yarattığımız anlamla çelişen kanıtlar bile görsek, yok sayar ve inanmaya devam ederiz.
Sayfa 117
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Doğru dogma ya da kusursuz ideoloji yoktur. Deneyimlediğiniz şey size sizin için doğruyu gösterir, burada bile deneyim muhtemelen yanlıştır. Sizler ve ben ve herkes farklı ihtiyaçla­ra, kişisel hikâyelere ve hayat koşullarına sahip olduğumuz için de, hayatlarımızın anlamı ve nasıl yaşanması gerektiği konusunda kaçınılmaz olarak farklı “doğru” yanıtlara ula­şırız.
Sayfa 113
Alıntı
İnançlarınızı test etmek ve gerçeği görmektense, kimsenin sizi çekici bulmayacağı, kimsenin becerilerinizi takdir etme­ yeceği acı kesinliğinin içinde oturmak daha kolaydır. Bu çeşit inançlar -zaten ben hiç çekici değilim, zahmete ne gerek var; patronum berbat herifin biri, uğraşmaya ne gerek vardaha sonraki daha büyük başarıyı ve mutluluğu ipotek altına alarak bize ortalama bir konfor sağlar. Korkunç uzunsüreli stratejilerdir, ama yine de onları bırakmayız çünkü hak­ lı olduğumuzu, neler olacağını zaten bildiğimizi varsayarız. Başka sözcüklerle, hikâyenin sonunu bildiğimizi varsayarız. Emin olmak gelişmenin düşmanıdır. Hiçbir şey olana kadar kesin değildir ve olduktan sonra bile tartışmaya açıktır. Bu nedenle değer yargılarımızın kaçınılmaz kusurlarını kabul etmek her türlü büyüme için gereklidir. Emin olmak için yanıp tutuşacağımıza sürekli kuşkuyu aramalıyız: Kendi inançlarımızdan kuşku, kendi duyguları­ mızdan kuşku, gidip de kendimiz için oluşturana kadar gele­ ceğin bize getireceklerinden kuşku. Sürekli doğru ve haklı olmayı aramak yerine nasıl sürekli yanlış olduğumuzu ara­ malıyız. Çünkü öyleyiz. Yanlış olmak bizi değişim olanaklarına açar. Yanlış olmak büyüme fırsatını da beraberinde getirir. Bunun anlamı nez­ lenizi geçirmek için kolunuzu kesmemeniz, yeniden genç görünmek için yüzünüze köpek sidiği sürmemeniz demek­tir. “Vasat”ın bir sebze olduğunu düşünmemek ve bir şeylere önem vermekten korkmamak demektir. Tuhaf ama doğru olan bir şey de şudur: Aslında pozitif ya da negatif bir deneyimin ne olduğundan haberimiz yoktur. Hayatımızın en zor ve stresli anları sonuçta en öğretici ve motive edici anları da olabilir. Hayatımızın en lütufkâr ve iyi deneyimleri aslında en çok aklımızı dağıtan ve bizi demotive eden deneyimler olabilir. Pozitif/negatif deneyimler
Sayfa 114
Alıntı
Onlara başarısızlıktan, reddedilmekten, birinin onlara hayır demesinden korktukları söylenmiştir. Sorun bu değildir. Elbette reddedilmek incitir. Başarısızlık iğrençtir. Ama bazı şeylerden o kadar eminizdir ki, onlara tutunuruz, sorgulamaktan ya da bırakmaktan korkarız, bun­ lar yıllarca hayatımıza anlam katmış değerlerdir. O kadın dışarı çıkıp kimseyle buluşmaz çünkü kendi arzulanabilirliğiyle ilgili inançlarıyla karşı karşıya kalmak istemez. O adam gidip de terfi istemez çünkü becerilerinin gerçek değeri hakkındaki inançlarıyla karşılaşmayı göze alamaz.
Sayfa 113
Alıntı
Bu alıntı yazarla şiddetli bir tartışma içerir.
Birkaç yıl önce, bu bölümdeki bazı fikirlerimi bloğumda yazmıştım, bir yorum aldım. Benim sığ ve yüzeysel olduğu­ mu, hayatın problemlerini, insanların sorumluluklarını ger­ çekten anlamadığımı söyleyen bir babaydı. Bu adam kısa bir süre önce trafik kazasında oğlunu kaybetmişti. Beni hakiki acının ne olduğunu bilmemekle suçluyordu ve oğlunun ölümü nedeniyle çektiği ıstırabın sorumlusu olduğunu demeye getir­ diğim için de aşağılık olduğumu eklemişti. [Haklı :D] Bu adam gerçekten de bir sürü insanın hayatlarında kar­şılaştıklarından çok daha büyük bir acıyla karşılaşmıştı. Elbette ki oğlunun ölmesini seçmemişti ve bu ölüm onun suçu değildi. İstenecek bir şey değildi kuşkusuz, ama bu kayıpla başa çıkmanın sorumluluğu ona verilmişti. Her şeye rağmen kendi duygularından, inançlarından ve eylemlerinden sorum­luydu. Oğlunun ölümüne verdiği tepki onun seçimiydi. [??????????????] Şu ya da bu şekilde acı çekmek insanlar için kaçınılmazdır, bunun bizim için ne anlam ifade ettiğini seçmek zorundayız. O baba hiçbir seçim şansı olmadığını, sadece oğlunu geri istediğini söylediğinde bile bir seçim yapıyordu; o ıstırabı kullanabilece­ği bir sürü yoldan birini seçiyordu. [SEN NE SAÇMALIYORSUN CİDDEN??? Özlemek ve onu geri istemek duygu durumu içinde bir kayıp ve yas süreci zaten. Bu bir seçim değil. Bu kadar SERT BIR YARGI neden?] Bunların hiçbirini ona söylemedim elbette. Dehşete düşmek­le -ve evet, iyice ipin ucunu kaçırdım belki de, neden söz ettiğim hakkında hiçbir fikrim yok diye düşünmekle fazlasıyla meş­guldüm. [Bi zahmet] Hem ne yapabilirim, ölen bir çocu­ğum olmaması benim de korkunç acılar çekmediğim anlamı­ na gelmez. [YA GERCEKTEN Bİ S*KTR GİT YA KARŞILAŞTIRMA YAPTIGIN SEY NR BIR FARKINA VAR] Sonra kendi tavsiyeme uydum. Sorunumu seçtim. Bu ada­ ma öfkelenerek onunla
Sayfa 101 - OKURKEN ÇILDIRDIĞIM SAYFALAR..
Alıntı