Birkaç yıl önce, bu bölümdeki bazı fikirlerimi bloğumda yazmıştım, bir yorum aldım. Benim sığ ve yüzeysel olduğu mu, hayatın problemlerini, insanların sorumluluklarını ger çekten anlamadığımı söyleyen bir babaydı.
Bu adam kısa bir süre önce trafik kazasında oğlunu kaybetmişti. Beni hakiki acının ne olduğunu bilmemekle suçluyordu ve oğlunun ölümü nedeniyle çektiği ıstırabın sorumlusu olduğunu demeye getir diğim için de aşağılık olduğumu eklemişti.
[Haklı :D]
Bu adam gerçekten de bir sürü insanın hayatlarında karşılaştıklarından çok daha büyük bir acıyla karşılaşmıştı. Elbette ki oğlunun ölmesini seçmemişti ve bu ölüm onun suçu değildi. İstenecek bir şey değildi kuşkusuz, ama bu kayıpla başa çıkmanın sorumluluğu ona verilmişti. Her şeye rağmen kendi duygularından, inançlarından ve eylemlerinden sorumluydu. Oğlunun ölümüne verdiği tepki onun seçimiydi.
[??????????????]
Şu ya da bu şekilde acı çekmek insanlar için kaçınılmazdır, bunun bizim için ne anlam ifade ettiğini seçmek zorundayız. O baba hiçbir seçim şansı olmadığını, sadece oğlunu geri istediğini söylediğinde bile bir seçim yapıyordu; o ıstırabı kullanabileceği bir sürü yoldan birini seçiyordu.
[SEN NE SAÇMALIYORSUN CİDDEN??? Özlemek ve onu geri istemek duygu durumu içinde bir kayıp ve yas süreci zaten. Bu bir seçim değil. Bu kadar SERT BIR YARGI neden?]
Bunların hiçbirini ona söylemedim elbette. Dehşete düşmekle -ve evet, iyice ipin ucunu kaçırdım belki de, neden söz ettiğim hakkında hiçbir fikrim yok diye düşünmekle fazlasıyla meşguldüm.
[Bi zahmet]
Hem ne yapabilirim, ölen bir çocuğum olmaması benim de korkunç acılar çekmediğim anlamı na gelmez.
[YA GERCEKTEN Bİ S*KTR GİT YA KARŞILAŞTIRMA YAPTIGIN SEY NR BIR FARKINA VAR]
Sonra kendi tavsiyeme uydum. Sorunumu seçtim. Bu ada ma öfkelenerek onunla
Sayfa 101 - OKURKEN ÇILDIRDIĞIM SAYFALAR..