hazal ✶

hazal ✶
@shieldmaiden
tryna climb a wall that my mind has built ~๑
biyoloji lisans öğr.
eskişehir
ankara, 12 Nisan 2001
1.011 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 2)
201 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
uçurumun kıyısında yaşamak
Dünya ve insanlar çelişkilerle doludur ve o, insanın ne kadar çabalarsa çabalasın bunu asla değiştiremeyeceğinin azabını çeker. Sadece nafileliğini görürseniz, hayatı sürdürmek pek mümkün değildir. Zemin her yerinden çatırdıyor, her adımda çukurlar açılıyorsa, tek bir adım atmaya cesaret verecek motivasyonu bulamazsınız. Geriye, ümitsizlik kalır.
Sayfa 65
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gerek melankoli hali gerekse depresyon hastalığının intihar fikriyle el ele vermesi ender değildir. Fark şuradadır: Melankolikler bu fikirle oynayıp durur, intihar üzerine sonu gelmez düşünceler kurar, intihar lehine ve aleyhine akıl yürütmelerle çok ilgilenirler. Depresyon hastalığı çeken insanların ise bu fikirle oynamadan ve lehte aleyhte savlarla hiç ilgilenmeden, günün birinde ölümcül bir kararlılıkla ne yapıp yapıp son adımı atmaları ihtimali daha yüksektir.
Sayfa 61
Psikoloji
Tıbbî açıdan hafif ve ağır depresif evrelerin arası olan ve her ikisi de psikotik belirtilerle beraber gelişebilen melankoli ile depresyon arasındaki gri bölge, zorluk yaratır. Hastalık tam nerede başlar? Bir depresif reaksiyon akut veya kronik gerginlik durumlarının sonucu olarak ortaya çıkar, bazen kaynağında geçmişteki travmatik deneyimler vardır ve bunlar nevrozlara dönüşmüş olabilirler. Fark edilebilir bir dışsal sebep olmaksızın insanın içinde endojen bir depresyon kendiliğinden, -muhtemelen genetiğe bağlı olarak- oluşabilir ve beyindeki metabolizma hareketlerini değiştirebilir. Ağrılar ve bedensel belirtilerin gerisinde bir gizli depresyon saklanıyordur. Manik-depresif hastalık insanları manik bir canlılıkla depresif bir ölüme yakınlık hissi evreleri arasında bir yana bir bu yana savurup durur; bazen çok keskince, bazen o kadar değil, “sevinç çığlıklarıyla göklere sıçrayarak ve ölümcül bir kederle.”
Sayfa 58
Psikoloji /Psikiyatri
Melankolikler her şey üzerine düşünürler, nitekim onun için öteden beri aralarında çok filozof ve sanatçıya rastlanır. Bilhassa düşünen ve yaratan insanların melankoliye yakalanacaklarını, ünlü antik metinlerden Problem XXX,T 'in yazarı Seneca da belirtmişti. Modern çağda psikolojik araştırmalar, depresyondan mustarip insanların düşünce ödevlerini daha esaslı ele aldıklarını ve daha akıllıca kararlara vardıklarını teyit ediyor (Basel Üniversitesi, 2011). Soruna daha uzun ve daha dikkatli bakıyor, pem­be bir gözlüğün bakışlarını bulandırmasına izin vermiyorlar. Kesinlik izlenimi uyandıran her durumun kesinlikten uzak ve her şeyin kuşkulu olduğunu biliyorlar. İnsan eylemlerinin kuşkululuğu konusunda ve insanın varoluşunun esas itibarıyla nasıl hiçlik mesafesine inebileceği konusunda zihinleri açık. Onları duygulandıran ve harekete geçiren, hayatın olası trajikliğidir. Onların maruz bulundukları tehlike hayatı fazla yüzeysel görmek değil, uçurum un derinliklerinden çıkamamak, belki de kendi “kimliklerinin” çöküşünü yaşamak ve kendilerine yabancılaşmaktır.
Sayfa 51
Alıntı
İnsanlar anlam verdikleri bir şeyi, bir ilişkiyi, bir işi kaybettiklerinde “depresyona düşerler”. Ama, umdukları şeyi elde edemediklerinde de. Dahası, şiddetle ar­zuladıkları bir şeye eriştikten sonra beklenmedik bir boşlu­ğa düştüklerinde de: Bir ereğe ulaşan kişi, tüm o çabalarının ve fedakârlıklarının şimdi gözlerinden yaşlar getirmesine ve tüm o gayretinin uçup gitmesine hazır değildir. Bu dünyanın budalalarla dolu ve sırf kendi “ben”inin bundan istisna olduğunu açıkça görmek de insanı depresif yapar. Adaletsiz bir muameleye tabi tutulduğunu hisseden, hayal kırıklığı, horlama, aşağılama ve şiddet deneyimi yaşayan insanlar, ezgin olurlar. Bunların hiçbirinin kabullenilmesi gerekmez ama etkilerini ebediyen bertaraf etmek de mümkün değildir. Kendilerinden hoşlanılmadığında, sevilmediklerinde, aşkta sevdikleri ötekinden mahrum kaldıklarında veya onun tarafından terk edildiklerinde, mutsuzluğun en derinlerine düşebilirler insanlar. Hepsinden de fazla, kendisi veya onun için bir anlam ifade eden bir başkası hastalıkla yüz yüze olduğunda ve ölüm ihtimali hayatın içine girdiğinde. Hayatta derin iz bırakan şeyler, bir daha öyle kolayca dindirilemeyecek acılarla ilintilidir.
Sayfa 50
Alıntı