9/10
·280 syf.··
2026 50. kitabı
YABAN MERSİNİ TOPLAYICILARI Amanda PETERS Ne kitaptı ama… Uzun zamandır bir hikâyenin beni bu kadar derinden etkilediğini hatırlamıyorum. Kitabımız daha kapağını gördüğüm anda dikkatimi çekmiş; vurucu ve merak uyandıran havasıyla hemen okumak istemiştim. Ama açıkçası bu kadar etkileneceğimi hiç düşünmemiştim. Daha ilk sayfalardan itibaren hikâyenin içine çekildim. Karakterler öylesine gerçekti ki onların acılarını, özlemlerini ve içlerinde taşıdıkları kırgınlıkları onlarla birlikte ben de hissettim. Kitabım bittiğinde ise içimde kocaman bir boşluk kaldı. 1960’ların başında, Nova Scotia’dan Maine’e mevsimlik iş için gelen Mi’kmaq ailesinin en küçük çocuğu Ruthie’nin kaybolmasıyla başlayan hikâyemiz yıllar boyunca dinmeyen bir acının izlerini taşıyor. Ruthie’yi en son gören kişi olan Joe’nun yaşadığı suçluluk hissi ise beni en çok etkileyen şeylerden biriydi. Henüz küçücük bir çocukken omuzlarına böylesine ağır bir yük bindirilmesi kalbimi paramparça etti. Norma’nın hikâyesi ise bambaşka bir şekilde dokundu bana. Hayatı boyunca içinde açıklayamadığı bir eksiklik hissiyle yaşaması, sürekli bir yere ait olamama duygusu o kadar güçlü verilmişti ki bazı bölümlerde boğazım düğümlendi. Joe ve Norma’nın hikâyeleri ilerledikçe kitap beni tamamen içine aldı. Yazarımızın kalemi inanılmaz etkileyiciydi. Kayıp, aile, kimlik, travma, aidiyet ve kültür gibi ağır konuları öylesine duygusal ama sade bir şekilde anlatmış ki hiçbir şey gerçek dışı hissettirmiyor. Özellikle karakterlerin yaşadığı acılar çok gerçekti. İşte tam da bu yüzden kitap sadece okunmuyor, insanın içine işliyor. En sevdiğim şeylerden biri de hikâyenin tamamen karakterlerin duygularına odaklanması oldu. Büyük olaylardan çok insanların iç dünyasını, yıllarca taşıdıkları yaraları ve suskunluklarını okumak yüreğimin
Yaban Mersini ToplayıcılarıAmanda Peters · Beyaz Baykuş Yayınları · 2025194 okunma
felakete doğru...
8/10
·480 syf.··
2026 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 17:23
Hikâye başladığında Susannah artık tamamen kendisi gibi değildir. İçinde Mia diye başka bir kişilik vardır ve bu kişilik giderek güç kazanmıştır. Mia’nın tek bir amacı vardır: taşıdığı çocuğu doğurmak. Ama bu çocuk normal bir çocuk değil. Daha doğmadan bile etrafındaki herkese uğursuzluk hissi veren, karanlık bir varlıktır. Mia, Susannah’nın bedenini kullanarak New York’a kaçar çünkü doğumu gerçekleştirebileceği yere ulaşmak ister. Susannah aslında tamamen yok olmamıştır; zihninin içinde hâlâ vardır ve Mia’yla sürekli çatışır. Susannah bazen kontrolü geri almaya çalışır, bazen çaresizce olanları izler. Mia ise hem korkmuş bir anne gibidir hem de manipülatif bir yaratık gibi davranır. Garip olan şu ki okurken Mia’dan tamamen nefret etmek zorlaşıyor. Çünkü onun da kaybetme korkusu, yalnızlığı ve annelik arzusu çok gerçek.sövme ve üzülme bir arada :) Bu sırada Roland’ın ka-tet’i parçalanır. Herkes farklı bir görev üstlenmek zorunda kalır. Jake ve Peder Callahan, Susannah’yı bulup kurtarmaya çalışır. Onların bölümleri karanlık bir şehir kabusu gibidir. New York’un arka sokaklarında dolaşırlar, gizli yaratıklarla karşılaşırlar ve sürekli takip edilirler. Özellikle Taheenler ve “düşük adamlar” denen yaratıklar her yerde hissedilir. İnsan gibi görünürler ama insan değildirler. Şehrin içinde gizlenmiş başka bir dünyanın ajanları gibidirler. Roland ve Eddie Maine’e gider ve Stephen King’i bulurlar. Evet, gerçekten yazarı. burada o kadar karaktere ve olaya bir de sen mi dahil oldun dedim bir an.:) Roland’a göre King sadece hikâye yazan biri değil; Kara Kule dünyasını ayakta tutan kişidir. Eğer yazmayı bırakırsa her şey çökmeye başlayacaktır. okur olarak da öyle getir artık şu sonu :) King’i gördüklerinde Kendi sorunları olan, korkuları bulunan, hatta bazen ne yaptığını tam
Susannah'nın ŞarkısıStephen King · Altın Kitaplar · 20171,007 okunma
Reklam
KİTABA BAYILDIM!
9/10
·1080 syf.··
2026 53. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 20:28
İlk satırda tüm düşüncem belli olsun istediğim için şunu söyleyeceğim: Kitaba bayıldım! Müthiş bir film izliyormuşum gibi okudum. Okuyacaklar için şunları söyleyeceğim: Kitap 3 bölümden oluşuyor. İlk bölüm bugünü anlatıyor. İlk sayfalarda özellikle rezonans ve simyayla ilgili terimler var. Bu kısımda biraz zorlanabilirsiniz. Bu karakterler kim diye bocalayabilirsiniz ancak ilk bölümü okurken her karaktere ve her yapılana dikkat etmenizi öneririm. İkinci kısım 4 yıl öncesini anlatıyor. İlk bölümde karşınıza çıkan karakterlerle bu bölümde de karşılaşıyorsunuz. Bu bölüm bugüne gelirken neler yaşandığını anlatıyor. Son bölümdeyse ilk bölümün devamı anlatılıyor. Yani araya olayların başladığı tarihten bugüne kadar olan kısım da alınmış. Sonsuz Alev ve Ölmeyenlerin savaşı, savaş sırasında kullanılan yöntemleri, farklı bir aşk hikayesiyle karanlık fantastik bir roman. Kitap sizi korkutmasın. 1080 sayfa ancak kitabı okumadığım zamanlarda bile sonra ne olacak acaba diye düşünmekten 7 günde bitirdim. Film anlaşmaları yapılmış. Kitabı okuduğum süre boyunca Kaine’i The Witcher/ Henry Cavill olarak canlandırdım zihnimde. Karakterlerle kurduğum bağa gelecek olursam ——bu kısım spoiler içerebilir——— Kaine’nin yalnızlığı, hiçbir yere ait hissetmeyişi, Helena için yaptığı fedakarlıklar karaktere ne kadar yakın hissettirse de onca ölümü düşünmekten kendimi alamıyorum. Ayrıca kitabın sonunda Lila’nın dediği gibi Kaine’in hayatta yalnızca Helena ve Enid varmış gibi yaşamasını da makul bulmuyorum. Helena’nın sürekli kendini ateşe atmaya çalışması, ne olursa olsun geri dönmesi, kırılmaz inadı, Kaine’e özellikle başlarda anlamsızca yardım etmesi beni yordu. Luc ve Lila için söyleyeceklerim basit kalacak. Belki de yazar bu kitabı tam da böyle hissettirmek için yazmıştır
AlchemisedSenLinYu · Del Rey · 2025259 okunma
Puan vermedi
. #tessgerritsen _#yazlıkçılar @dogan_kitap Geçmiş asla ölmez. Hatta geçmiş bile değildir. ️️️️️ Yazlıkçılar ile geldim… Ethan Conover, babasının ölümü üzerine eşi ve kızı Zoe ile birlikte Boston’dan Purity, Maine’e gelir. Ama bu ziyaret sadece bir veda değildir… Aynı zamanda geçmişin gölgesiyle yüzleşmenin de başlangıcıdır. Aile, Maiden Pond kıyısındaki görkemli yazlıklarına yerleşir. Zoe’nin tek isteği ise bu büyüleyici sularda yüzmektir. Fakat her şey birkaç gün içinde kabusa dönüşür: Zoe ortadan kaybolur. Ve o andan itibaren kasabanın huzuru tamamen paramparça olur… Polis soruşturması sürerken, eski casus Maggie Bird ve Martini Kulübü de olaya dahil olur. Jo Thibodeau ne kadar onları uzak tutmak istese de, bu meraklı ve zeki ekip işin peşini bırakmaz. Roman daha ilk sayfalardan itibaren güçlü bir giriş yapıyor. Sakin bir yaz kasabasının altında saklanan karanlık sırlar, okuru adım adım içine çekiyor. Maine’in o huzurlu ama tedirgin edici atmosferi o kadar iyi yansıtılmış ki, kendinizi hikâyenin içinde hissediyorsunuz. Karakterler çok başarılı kurgulanmış. Özellikle Martini Kulübü’nün hem eğlenceli hem de zeki halleri hikâyeye ayrı bir tat katıyor. Jo ile olan dinamikleri ise oldukça keyifli. Zoe’nin kayboluşuyla başlayan gizem; ters köşeler, şüpheliler ve ustaca yerleştirilmiş ipuçlarıyla ilerliyor. Her sayfada merak artıyor, tahminler değişiyor. Finale geldiğinizde ise her şey şaşırtıcı ama bir o kadar da mantıklı bir şekilde yerine oturuyor. Kısacası; atmosferi güçlü, karakterleri canlı ve gizemi sürükleyici bir polisiye. Elinizden bırakamayacağınız türden! #kitapyorumu #tessgerritsen #yazlıkçılar
1000Kitap
YazlıkçılarTess Gerritsen · Doğan Kitap · 2025344 okunma
10/10
·288 syf.··
2026 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 00:22
Mina, hiçbir yerde varlığını görmediği bir ormanda kaybolduktan sonra karanlık, sırlar ve bilinmezliklerle dolu bu yerde bir şekilde hayatta kalmaya çalışıyor. Gözcüler her yerde ve hayatta kalmak için seçeneği oldukça az. Yazar kitabın her yerinde irkilmeyi, korkuyu çok güzel ifade etmiş. Onları göremezsin ama onlar seni görür. Ustalık ile yazılmış bu eser gizem, korku, hayatta kalma mücadelesi ile dolu bir hikaye. "Işıkta kal. "
GözcülerA.M. Shine · Floki Yayınları · 202494 okunma
Yaşamın Ritmini Değiştiren Anahtar
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 21:15
​Bazı kitaplar vardır, sadece okunmak için değil, adeta bir dostla dertleşmek için yazılmıştır. Florence Scovel Shinn’in bu eseri, benim için sadece bir kişisel gelişim rehberi değil; zihnimin karanlık koridorlarında unuttuğum o ışığı yeniden bulma yolculuğu gibi. Shinn, hayatın aslında karmaşık bir labirent olmadığını, sadece doğru kelimeleri ve doğru bakış açısını seçmemiz gereken bir oyun olduğunu savunuyor. ​Kitabın en sarsıcı bölümlerinden biri, Eriha surlarının yıkılış hikayesi üzerinden verdiği mesajdır. Shinn şöyle der: ​Kendi duvarlarınız —gecikmelerin, eksikliklerin ve sınırlamaların duvarları— genellikle kendi zihninizde inşa edilmiştir. Bu satırları okurken şunu fark ettim: Çoğu zaman hayatın bize engel çıkardığını sanıyoruz ama aslında en büyük hayırı kendimize biz söylüyoruz. Yazar, beklentilerimizi korkudan inanca kaydırdığımızda, dış dünyadaki o aşılmaz görünen kapıların kendiliğinden aralandığını o kadar zarif anlatıyor ki, insan kendine sormadan edemiyor: Ben bugün hangi korkumla kendi duvarımı ördüm? ​Shinn’e göre ağzımızdan çıkan her kelime, evrene bırakılmış bir sipariş formudur. Kitapta geçen şu alıntı, aslında kitabın kalbidir: ​Sözleriniz sizin asanızdır. Onlarla mucizeler yaratabilir veya kendi felaketinizi davet edebilirsiniz. Bu ifade bende derin bir sorumluluk hissi uyandırdı. Şikayet etmenin aslında daha fazla şikayet edilecek şey çağırmak olduğunu anlamak sarsıcı bir uyanış. Shinn, kelimelerin sadece seslerden ibaret olmadığını, onların birer enerji olduğunu hatırlatıyor. Kitabı okurken kendimi sürekli Ben bugün kendim için neyi onayladım? diye düşünürken buldum. ​Kitabın en sevdiğim ve bence en özgün öğretisi; bir şeyi sadece istemek değil, o gelmiş gibi hazırlanmaktır. ​__İnanç, görünmeyen şeylerin kanıtıdır.
Kişisel Gelişim
Başarıya Açılan Gizli KapıFlorence Scovel Shinn · Mahzen Yayınevi · 20233 okunma
Reklam
Reklam