Otoriteyi elinde tutanlar, kurumlar üzerindeki egemenliklerini yaygın bir biçimde inanılan ahlâkî sembollerle, kutsal işaretlerle, hukuki kaidelerle bağlantılandırarak meşrulaştırır ve kendi egemenliklerini bunların zorunlu bir sonucuymuş gibi gösterir.
Gerçekleri arzulamakta, gerçeklerin anlamını aramaktadırlar; güvenebilecekleri ve sayesinde kendilerini anlayabilecekleri 'bütünlüklü bir resim' aramaktadırlar.
Bizim çağımız huzursuzluk ve aldırışsızlık çağıdır ve bu durum henüz üzerinde akıl yürütmeye ve duyarlılık oluşturmaya müsaade edecek tarzda formüle edilmemiştir.